Anasayfa EMEK Üretim liderliğinden ithalat liderliğine...

Üretim liderliğinden ithalat liderliğine...

Cuma, 14 Temmuz 2017 09:29
Yazdır PDF

uretim liderliAKP iktidarı boyunca tarım alanında atılan adımların hepsi köylünün aleyhine, patronların lehine ortaya çıktı. Bu adımlardan en önemlisi 2014 yılında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun bir genelge ile “Gıda ve Tarım Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi”ni kurması idi. Şimdiki Başbakan Binali Yıldırım tarafından da bu komite bir genelge ile yapılandırıldı. Ve kurulan komitenin aldığı yeni karar, Bakanlar Kurulu tarafından onaylandı, ardından da 27 Haziran tarihli Resmi Gazete de yayınlandı. Komitenin kararı ile canlı hayvan, et ve hububat ürünlerinin ithalat vergisi düşürüldü. Buğdayda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 45, arpada yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 35, mısırda yüzde 130 olan gümrük vergisi yüzde 25 oldu. Yani buğdayın anavatanı Türkiye ve geçmişte dünyaya ihraç edilen buğday artık ülkemize ithal edilecek.

Patronların ceplerini doldurmak için alınan bu karar sonrası da hububat hasadının yapıldığı şu günlerde TMO de fiyat belirlemeyerek alım yapmıyor. Yani, köylü bir başına tüccar ve tefecilerin belirledikleri ücretlerden ürünlerini satmak zorunda bırakılıyor.

 

Buğdayda kaos arttı

Bir yandan buğday piyasasında kaos almış başını gidiyor. Diğer yandan köylülerin en büyük sorunu olan girdi maliyetlerinin yüksekliği ve sürekli artış göstermesi, küçük toprak sahipleri ürettiklerinin karşılığını almaması için AKP hükümeti elinden geleni yapıyor. 

Yani tohum, gübre, tarım ilacı ve mazot gibi girdiler, zaten ithal ediliyor. Derinleşen ekonomik kriz ile birlikte dövizdeki her yükselme üretim maliyetlerini artırırken izlenen fiyat baskılamaları ve ithalat kırbacıyla köylü ürün fiyatlarını düşük belirleme politikaları, köylüleri üretemez duruma hızla sürüklüyor.

Bununla beraber Ziraaat Mühendisleri Odası’nın verilerine göre Türkiye’de buğday ekim alanının 2014’de 7 milyon 920 bin hektardan, 2015’de 7 milyon 860 bin hektara ve 2016’da 7 milyon 670 bin hektara geriledi. Üretim girdilerinin sürekli artışı ve üretim girdilerine hükümet tarafından uygulanan yüksek orandaki vergiler köylünün üretebilme gücünü elinden alıyor.

Yani AKP hükümeti tarafından oluşturulan komitenin aldığı kararlar köylüyü bitirme politikalarından başka bir şey değildir.

 

Köylüye değil çok uluslu şirketlere refah

“Gıda ve Tarım Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi”nin aldığı son karara baktığımızda da ABD’de mazotun litresi 2 lira 38 kuruş, Rusya’da 2 lira 22 kuruş bizde 4 lira 37 kuruş. Köylü üretirken kullandığı mazota yaklaşık, bu ülkelerin iki katı kadar para ödüyor. Yine gübrenin tonu ABD’de 1.100 lira, Avrupa’da 1.270 lira, Türkiye’de 1.665 lira. Köylülerin kullandığı ABD ve Avrupa ülkelerinkinden çok daha yüksek. Evet, girdileri pahalı satın almak zorunda bırakılan köylünün girdilerine bir de hükümetlerce uygulanan yüksek vergiler, çokuluslu tarım ve gıda şirketlerine uygulanmıyor, tersine onlara ekstra bir de gümrük vergi indirimleri yapılıyor. Böylece köylüden vergi yoluyla alınan refah, çok uluslu şirketlere gümrük vergisi indirimi yoluyla kazanç olarak sunuluyor. İşte köylülük bu yol ve yöntemlerle bitiriliyor.

 

Gelinen noktanın özeti: “Tarımsal çöküş”

Oysa hububat ürünü vazgeçilmezdir. Niçin mi? Gıda egemenliğini yitiren ülkelerin bağımsızlığını yitirdiğinden. Gelinen noktaya baktığımızda da IMF ve Dünya Bankasının dayattığı programlar çerçevesinde bir zamanlar tarımda “kendine yeterli” az sayıda ülkeden biri olmakla övünülürken emperyalistlere muhtaç hale gelindi.

Tütünde üretim ve kalite yönünden ilk sırada yer alınmasına karşın Afrika ülkelerinden bile tütün ithal ediliyor artık. “Tahıl ambarı” olmakla övünülürken buğday ithal eder duruma gelindi. Yeşil mercimeği dünyaya tanıtan ülkeyken şimdi Kanada’dan mercimek ithal ediliyor. Bir zamanlar halkın temel gıda olan kuru fasulye Arjantin ve İspanya’dan ithal ediliyor.

Evet, tarımda gelinen nokta an itibariyle böyle. Bu durum tabi yalnızca AKP hükümeti tarafından uygulanan politikaların sonucu değil. TC’nin kuruluşundan bu yana köylünün değil, geçmişte toprak ağalarının, şimdi de uluslar arası şirketlerin hizmetinde çalışan aklın sonucudur. 


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

ozgur gelecek 140 1

Alt Menü