Anasayfa Güncel İşkenceye suç duyurusu: Tarsus’a acil heyet gönderin

İşkenceye suç duyurusu: Tarsus’a acil heyet gönderin

Cuma, 14 Temmuz 2017 11:12
Yazdır PDF

130716 diyarbakir tarsus cezaevi iskence mansetH. Merkezi: Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutuklu ve hükümlü kadınlar, cezaevinde yaşadıkları işkence ve hakaret ilişkin tüm kurum memurları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyleyerek, cezaevine acilen bir heyetin gönderilmesi talebinde bulundu. Sincan’dan Tarsus’a sürgün edilen Şivekar Ataş’ın annesi Rabia Ataş da, kızına yapılan işkencelere karşı İHD’ye suç duyurusunda bulundu.

Mersin’in Tarsus ilçesi çıkışında yapımı yeni tamamlanan Tarsus T Tipi Kadın Kapalı cezaevinden hemen hemen her gün işkence haberleri gelmeye devam ediyor. Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutuklu ve hükümlü kadınlar, cezaevinde yaşadıkları hak ihlalleri ve maruz kaldıkları işkenceye ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezine gönderdikleri başvuru mektupta, suç duyurusunda bulunduklarını bildirerek, acilen bir heyet gönderilmesi talebinde bulundu.

Kadınlar gönderdikleri mektupta, eski cezaevi Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nden 20 Haziran tarihinde Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi kampüsüne getirildikleri esnada askerler ve gardiyanlar tarafından fiziki ve sözlü işkenceye maruz kaldıklarını ve zorla ring aracına bindirildiklerini söyledi. Kadınlar, ring aracında bindirildikleri esnada rütbeli askerler tarafından cinsel ve sözlü tacizlere maruz kaldıklarını ve darp edildiklerini belirtti. Başvuru mektuplarında, 80 tutuklu ve hükümlü kadının işkenceye engel olmak için çığlık attıkları, ancak erkek gardiyanlar tarafından saldırıya maruz kaldıkları aktarıldı.

 

‘Öldüresiye’ işkence: Boğazlayıp duvara fırlattılar

Tutuklu ve hükümlü kadınlar maruz kaldıkları işkenceyi şu şekilde anlattı: “Her bir arkadaşımız yaklaşık 5-10 kişi tarafından saldırıya uğrayıp, işkenceye maruz kaldık. Kapatıldığımız odada adeta öldüresiye darp edildik. Özel yetiştirilmiş gardiyanlar tarafından göğüs kafesine tekme atma boğazlayıp başını duvara vurma, havya kaldırıp yere fırlatma, yerdeyken üzerine çıkıp tekmeler savurma, tokatlama, saçlarından tutup faşizan söylemler etme gibi işkencelere maruz kaldık.

 

Yine saçlarımızdan sürünerek, çorapsız ve ayakkabısız bir şekilde ters kelepçe şeklinde kollarımızdan kavranarak odadan çıkarıldık. Koridorlarda bekleyen robokoplar tarafından saldırıya uğrayarak koğuşlarımıza getirilip, içeriye atıldık. Cansız bir varlığı içeriye atarcasına odalara konulduk.”

 

8 aylık bebek ile hasta tutsak bulunuyor

Cezaevindeki kadınlara yönelik işkence uygulamalarından biri de havalandırma haklarının gasp edilmesi. Tutkulu ve hükümlü kadınlara su ve gıda malzemeleri gibi temel ihtiyaçlarının keyfi olarak gasp edildiği belirtilen mektupta, bu ihtiyaçlarının gasp edildiği için sağlık sorunlarından endişe edildikleri yazıldı.

Koğuşlarında kanser hastası olan Seyran Demir’in takviye esnasında besin ihtiyaçlarına kurum personelleri tarafından el konulduğunu ve hasta tutsağın sağlık durumunda endişe duyduklarını belirten kadınlar, ayrıca 8 aylık bir bebek ile kronik bir böbrek hastası tutuklunun bulunduğu bildirdi.

 

Darp raporuna ve ilaçlara engel

Hükümlü ve tutuklu kadınlar başvuru mektubunda, yaşadıkları işkenceye kaynaklı revire çıkmak için dilekçe yazdıklarını ancak tutuklu ve hükümlü olan kadınların darp raporu almak için revire çıkarmadıklarını belirtti. Kadınlar sağlık haklarından mahrum edildiklerini yazdıkları başvuruda, şunları kaydetti:

Aldıkları darplardan kaynaklı kafası şişmiş, midesi bulanan, nefes almakta zorluk çeken ve yürüyemeyen birçok arkadaşımız sağlık hakkından mahrum kalmıştır. Müdahale yerine gülmelere, dalga geçmelere ve hakaretlere maruz kaldık. Günlerdir acı çeken bir arkadaşımıza, bu süre zarfında iki defa baygınlık geçirmesine rağmen herhangi bir müdahale yapılmamış ve arkadaşımızın sürekli olarak kullandıkları ilaçlara keyfi olarak el konulmuştur.

 

İletişim hakkına gasp

Cezaevindeki kadınların dışarıyla bağlantılarının kesildiğini anlatılan mektupta, cezaevinden taşındıkları esnada kitaplarına, dergilerine, aldıkları radyo ve televizyon gibi eşyalarına el konularak verilmediği yazıldı. Telefon görüşmesinin de cezaevi tarafından gasp edildiğini yazılan başvuru mektubunda, “OHAL gerekçe gösterilerek hafta bir defa olan telefon görüşümüz 3 hafta bir yapılmış, bu hakkımız da keyfi olarak elimizden alınmıştır. Mektup yazma hakkımız elimizden alınmış, bize gelen mektuplar da verilmemiştir. Cezaevi kantininden aldığımız mektup zarfı, pul telefon kartlarımıza hiçbir gerekçe gösterilmeden el konulmuştur. Yine aynı şekilde cezaevinden aldığımız gıda malzemelerimize el konulmuştur” denildi.

 

İşkence nedeniyle SEGBİS’e bağlanamadı

Mahkemeye bağlanmak SEGBİS bağlantısı için koğuştan çıkarılan tutuklu kadının yaklaşık 8 saat bekletildiği ancak işkence gördüğü için SEGBİS bağlantısının yapılmadığı yazılan başvuru mektubunda, “Arkadaşımızın ayakkabısı olmadığı için mahkemeye ayakkabısız gitmesi ve kafasında, vücudunun birçok yerinde darp izlerinin olması ve yine bunları mahkeme heyetine aktarır kaygısıyla mahkemeye katılımı engellenmiştir” ifadelerine yer verildi.

Kadınlar başvuru mektubunda tüm bu yaşananlar için, “İdarenin biz siyasi tutsaklara olan yaklaşımı yaşananlardan anlaşıldığı gibi ırkçı, faşizan ve ideolojiktir” dedi.

 

‘Daha önce defalarca suç duyurusunda bulunduk’

Kampüs cezaevinden önce kaldıkları Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaşadıkları hak ihlallerine karşı da defalarca suç duyusunda bulunduklarını hatırlatan kadınlar, herhangi bir müdahale ve denetimin yapılmadığını belirtti. Adalet Bakanlığına bağlı olan kampüs cezaevinde ise hiçbir güvenlikleri olmadığını belirten kadınlar, burada yaşanan insanlık suçu karşısında da suç duyurusunda bulunduklarını bildirerek, cezaevine acilen bir heyetin gönderilmesini talep etti. Kadınlar, başvuru mektubunda şöyle dedi:

 

Tüm kurum memurları hakkında suç duyurusu

“Burada yaşananlardan kaynaklı 20 Haziran 2017 günü kampüse getirildiğimiz esnada görevli olan tüm kurum memurları hakkında, yaşanan insanlık suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunuyoruz. Aynı zamanda Mahmut Çaçan ve diğer kurum müdürleri Şeyma ve Mazlum adındaki müdürler hakkında da işlem başlatılmasını talep ediyoruz.”

 

Sivil giyimlilerden de işkence

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Ankara Sincan Cezaevi’nden Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevine sürgün edilen Şivekar Ataş da işkenceyi ailesine aktardı. Şivekar Ataş’ın annesi Rabia Ataş, son konuşmasında Şivekar’ın kendisine, “Gardiyanlardan tut, sivil giyimlilerden müdüre kadar bizi darp edip işkence yapıyorlar. Vücudumuzda morarmadık yer kalmadı” dediğini aktardı.

 

Dilekçeleri yırtıp atmışlar

Şivekar’ın cezaevinin hala inşaat halinin tamamlanmadığını, suyun olmadığını ve kendilerine yiyeceğin verilmediğini söylediğini bildiren Rabia, “Adalet Bakanlığına yazdıkları dilekçelerin ellerinden alınarak yırtıldığını da belirtti” dedi. Rabia şöyle devam etti:

 

‘İşkence için yapılmış’

Su yoksa yemek yoksa mecbur gardiyanlardan isteyecekler. Çocuklarımızın orada şiddet ve işkence görmesinin nedeni ihtiyaçlarını mı istemesi? Demek ki cezaevi yönetimi dayatma yapıyor, çocuklarımız da kabul etmediği için işkenceye maruz kalıyor. Belli ki Tarsus Cezaevini işkence için yapmışlar, çünkü neredeyse her gün birkaç kişi götürüyorlar.”

 

İHD’ye başvurdu: İnsanlığa çağrım var

Kızına yapılan işkencelere karşı İHD’ye suç duyurusunda bulunan Rabia, “Adalet Bakanlığına, en önemlisi de insanlığa çağrım var. Herkes duyarlılık göstersin, çocuklarına sahip çıksın. Biz elimizden geleni yapacağız. Gerekirse cezaevinin, meclisin, Adalet Bakanlığının önüne de gideriz. Ve hepsinin hakkında suç duyurusunda bulunacağım” dedi.

 

Kaynak: gazetesujin