Anasayfa Güncel Katliamlar “zırhlı araçlarla” sürüyor

Katliamlar “zırhlı araçlarla” sürüyor

Perşembe, 02 Kasım 2017 12:31
Yazdır PDF

Katliamlar zırhlı araçlarla sürüyorDevlet, OHAL döneminde T. Kürdistanı’nda başta çocuklar olmak üzere halkı zırhlı araçlarla katlediyor.

OHAL’in ilan edilmesinin ardından devletin kolluk kuvvetlerinin yetkilerinin artırılması ile birlikte tasmaları daha da genişletilmişti. T. Kürdistanı’nda halka zulüm etmek için var olan devletin kolluk kuvvetleri, halkı her yoldan katletmeye devam ediyor. Son dönemlerde başta çocuklar olmak üzere halk zırhlı araçlarla katlediliyor. Katiller ise devlet tarafından korunarak, ceza almamaları için her türlü pislik yapılıyor. OHAL döneminde saldırılarını artıran devlet, her zamanki gibi en çok Kürt halkına ve değerlerine saldırıyor. Katliamcı devlet geleneğinden hiçbir şey kaybetmeyerek yoluna devam ediyor. OHAL’den sonra onlarca insanın katledilmesine rağmen herhangi bir soruşturma yürütülmemiş, katiller aklanarak yeni katliamların önü açılmıştır.

Devlet 4 yaşındaki çocuktan 74 yaşındaki yaşlıya kadar birçok insanı zırhlı araçlarıyla ezerek veya silahla tarayarak katletti. 4 yaşındaki Taha Kılıç, Wan İpekyolu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde kirpi tipi zırhlı araç tarafından kasten ezilerek yaşamını yitirdi. Taha’nın katilleri tabi ki hiçbir ceza almadı, korundu kollandı!

Gever’de 18 Temmuz günü Xirvatê beldesinde ot biçen çocuklarına eşi ile birlikte kahvaltı götüren 55 yaşındaki Sürmi İnce, zırhlı askeri araçtan açılan ateşle katledildi. Yine Wan merkez İpekyolu ilçesine bağlı Hacıbekir Mahallesi’nde, 30 Ağustos’ta evinin bahçesinde otururken zırhlı araçtan etrafa rastgele açılan ateşle başından vurulduğu belirtilen 17 yaşındaki Mustafa Duman ağır yaralandı. Duman, tedavi gördüğü hastanede 7 Eylül 2016’da yaşamını yitirdi.

6 Eylül 2016 tarihinde ise Dersim kent merkezi Seyit Rıza Meydanı’nda polise ait Kobra tipi zırhlı araç yoldan karşıya geçmeye çalışan 71 yaşındaki Naciye Özdemir’e çarparak yaşlı kadını katletti.

Katiller bu olaylarda da tabii ki devlet tarafından korunmaya alınmış cezalandırılmamışlardır.

Gever’de 8 Ekim 2016 günü Kobra tipi zırhlı araç halkı taradı. Açılan ateş sonucu Aydın Tümen, Serhat Buldan, Rahmi Sefalı ve Nejdet İşözü isimli kişiler yaşamını yitirdi, 2 kişi de yaralandı. Sonrasında açıklama yapan devlet görevlileri zırhlı aracın “tutukluluk” yaptığını belirtti. Katil polis İlyas Mekikli hakkında, “taksirle öldürme” suçundan açılan ve “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır’a nakledilen davanın ilk duruşması görüldü. Açılan davada, zırhlı araçtaki telsiz ve kamera kayıtları ile olay yerindeki MOBESE görüntülerinin dava dosyasına konulmadığı ortaya çıktı. Kasten ve bilerek dosyaya konulmayan görüntüler polisi aklamak içindir. Şu an hapishanede olan polis belli bir zaman geçtikten sonra insanların artık unuttuğu bir dönemde aklanarak salıverilecektir. Zaten şu anda bile hapishanede devlet tarafından krallar gibi bakılmakta, adeta hapishanede değil de otelde kalıyormuş gibi bir durum söz konusudur. Bu yaşananlar yeni değildir.

HDP Amed Milletvekili Ziya Pir, halkın zırhlı araçlarla katledilmesindeki sorumluların açığa çıkarılması için soru önergesi verdi. OHAL döneminden bu yana yaşanan yaralanma ve ölümleri sıralayarak katliamlara dair herhangi bir etkili soruşturma yürütülmemiş olmasının adeta bir cezasızlık zırhına büründüğünü söyledi ve Meclis’in konuya dair araştırma başlatmasını talep etti.

Soru önergesinde yaşanan zırhlı araç katliamları tek tek yazılmıştır. Kürt halkına karşı açık açık yapılan katliamlarda halkın sokakta yürümesine dahi tahammül edemeyen, adeta bu katliamlardan keyif alan kolluk kuvvetleri cezalandırılmıyor! Bu soru önergesinden sonra da değişen bir şeyin olmayacağı çok açıktır. Zaten her katliamdan sonra belli bir tepki ortaya konmasına rağmen başka katliamlar yaşanmaya devam etmektedir. Açıkçası, devlet ve kolluk kuvvetleri bu tepkileri, bu soru önergelerini pek umursamıyorlar. Bu önergeler gerçek faşist devletin gerçekliğini ortaya koymaktadır. Ama bizler bununla yetinmemeliyiz. Yaşananlara hak ettiği cevabı vermeliyiz: Anlayacakları dilden konuşmalıyız!

(Bir Özgür Gelecek okuru)