Anasayfa Kadın “Faşizmin karanlığını da, duvarlarını da kadın dayanışmasıyla yıkalım”

“Faşizmin karanlığını da, duvarlarını da kadın dayanışmasıyla yıkalım”

Salı, 06 Aralık 2016 14:10
Yazdır PDF

kadin tutsaklar yalnizH. Merkezi: TKP/ML Hapishane Kadın Komitesi, Silivri 9 No’lu Hapishane’de kadın tutsaklara yönelik cinsel şiddet ve saldırılara karşı kadın örgütlerine ve tüm kadınlara çağrıda bulundu.

Tutsaklara yönelik tecrit, hak ihlalleri ve saldırıların en yoğun yaşandığı hapishane olarak bilinen Silivri 9 No’lu Hapishane’de kadın tutsaklar, tutsakların sesi, soluğu ve çığlığı olmak için 22 Kasım’da yaptıkları açıklama ile kadın örgütleri ve tüm kadınlara çağrı yaptı.

Tüm hakları gasp edilen kadın tutsaklar yoğun bir tecrit altında tutuluyor. Keyfi bir biçimde telefon, ziyaret, sohbet, spor vb. hakları engellenirken; dışarıdan gelen yayın-kitap vs. dahi verilmiyor. Kadın tutsakların kaldığı bloklara erkek personellerin girmesi bile yasakken, banyolarına varana kadar tüm yaşam alanları kameralarla ve erkek gardiyanlarca gözetleniyor, taciz ediliyorlar. Örnek gardiyanların fiili-fiziki, psikolojik ve cinsel kimliğine yönelik taciz ve saldırılarına maruz kalıyorlar” şeklinde hapishanede yaşananları aktaran Komite, bu saldırıların zemininin hangi anlayışla oluştuğuna ilişkin ise şu şekilde açıklama yaptı:

“Dayatılan toplumsal cinsiyet rollerini reddettikleri için egemenler saldırıyor”

‘Önce kadınları vurun’ diyordu egemenler. Tarih, ne zaman değişiyor, egemenlerin korkuları ve şiarları ise değişmiyor. Hala en fazla korkuları politik, örgütlü mücadelenin içindeki kadınlar. Ve en fazla örgütlü, mücadelenin içindeki kadınlara saldırıyor, sokakta, barikatta, fabrikada, dağ başlarında, hapishanelerde; kimliğine, bedenine, cins bilincine saldırıyor, katlediyor, işkenceden geçiriyor, cinsel fiziki şiddetin her türlüsünü uyguluyor.

 Bu saldırıların en yoğun yaşandığı, mücadelenin en keskin olduğu mekanlardan biriside hapishaneler… Başlı başına bir şiddet aracı ve mekânı olan hapishaneler de tüm tutsaklar gibi kadınlar da: zamana ve mekâna yayılmış bir işkence olan tecritle toplumdan, birbirlerinden yalıtılarak düşüncelerinden, kimliklerinden arındırılmaya çalışılıyor. Bunun için ideolojik, politik, psikolojik, fiziki şiddetin her türlüsüne maruz kaldıkları gibi ekstradan kadın oldukları için de şiddete uğruyorlar. Dayatılan toplumsal cinsiyet rollerini reddettikleri, mücadeleye katılarak çemberin dışına çıktıkları için daha öfkeli saldırıyor egemenler. Her daim toplumsal rollerine dönmeleri istenerek, bedenin, politik kimliğin dışında cinsel kimlikleriyle de saldırıya uğruyorlar.

“Tüm kadınları direnişi, onuru ve isyanı büyütmeye çağırıyoruz”

Bu saldırıların en yoğun ve sistematik olanını Silivri 9 No’lu Hapishane’de tutsak olan kadınların yaşadığını belirten Komite, “Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve dayanışma için sokaklara çıktığımız şu günlerde bir kez daha tüm kadınları, kadın örgütlerini, insan hakları örgütlerini; direnen, faşizmin zulmüne baş eğmeyen Silivri 9 No lu Hapishanesinde bulunan devrimci kadın tutsaklarla dayanışmaya, seslerine ses katmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklama, “Devrimci kadın tutsakların sesi olup onlara dönük saldırılara barikat olmak, kendi geleceğimize de sahip çıkmaktadır… Geleceğimiz için ellerimizi birleştirelim, devrimci kadın tutsakların sesi, soluğu, çığlığı olalım. Faşizmin karanlığını da, duvarlarını da kadın dayanışmasıyla yıkalım diyor; tüm kadınları direnişi, onuru ve isyanı büyütmeye çağırıyoruz” çağrısıyla sona eriyor.