Anasayfa Makale Meclisteki kavga neyin kavgası, kimin kavgası?

Meclisteki kavga neyin kavgası, kimin kavgası?

Çarşamba, 25 Ocak 2017 18:15
Yazdır PDF

mecliste kavgaTC’nin Büyük Millet Meclisi son bir haftadır yıllardır alışık olduğumuz üzere “şiddetli” tartışmalara yeniden sahne oluyor.  Yeniden diyoruz çünkü meclis neredeyse kendini kavgalar üzerinden var ediyor. Üstelik kadın düşmanlığının, homofobinin, türcülüğün yeniden üretildiği bir alan olarak...

Son bir haftanın kavgası ise OHAL ilanının ardından sistemli bir şekilde “tartıştırılan” Başkanlık sistemi için gerekli anayasa değişikliği teklifi maddeleri. 

Parlamenter sistemden Başkanlık Sistemine geçişi öngören ancak içeriğinde “Başkan” yerine “Cumhurbaşkanı” ifadesi kullanılan 18 maddelik anayasa değişikliği teklifinin tümü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yapılan “oylamada” 339 oyla kabul edilerek bu hafta Cuma günü itibariyle tamamlandı.

Bir haftadır jet hızıyla değişen anayasa maddeleri boyunca sürekli kavga gürültü koptu. Sandalyeler, saksılar, tekmeler ve daha bilimun eşya havada uçuştu. Milletvekilleri için bir “alışkanlık” halini alan bu kavgalar maddelerin içeriğine, kendi savundukları şekliyle Türkiye için nelerin değiştiğine dair değildir elbette. Zira o ahırdan halkın yararına bir şeyin çıkmayacağı, parlamentonun işlevi ile ilgilidir ve birçok kesim tarafından da malumdur.

 

Ankara’da 1 ay eylem yasağı “suküt” için mi?

AKP’liler yasa değişikliğini daha rahat tartışsın diye mi bilemiyoruz ancak anayasa değişikliği teklifinin görüşüldüğü günlerde Ankara Valiliği kentteki tüm eylem ve etkinlikleri 30 günlüğüne yasaklamıştı. HDP Eşbaşkanları ile toplam 10 milletvekilinin hapishaneye gönderilmesi ile meclis içinde esas istenilen ortam önemli oranda sağlanmışken, eylem yasaklanmaları sadece küçük birer rutin olarak okunabilir belki.

İşte sükutün sağlandığı bu ortamda devam eden değişiklik tartışmaları boyunca meclis kürsüsünün kutsal ve dokunulmazlığı defalarca kez tartışma konusu oldu.  AKP Maraş Milletvekili Mahir Ünal “Bu Meclis demokrasinin merkezidir. Milli iradenin tecelligahı olan bu Meclis kutsal bir meclistir. Her birimiz millete karşı sorumluyuz”  iddiası çok “vekil” tarafından da tekrarlandı ancak, değişen bir şey olmadı, kutsallık atfettikleri mecliste kavga eksik olmadı.

En nihayettinde teklif değişikliklerinin tartışması basına kapalı bir şekilde başladı. Daha ilk maddelerde başlayan tartışmalar şiddetlenerek sürdü, meclis kürsüsü kırıldı, AKP ile CHP vekillerinin tekmeli yumruklu kavgasına sık sık sahne olurken, meclis dışında OHAL ve ekonomik krizle ise tüm bu kavgalardan bağımsızmış gibi ilerledi.

Ancak “Türkiye’nin geleceği” için verilen büyük kavgaların ezilen emekçi halkın yaşadıklarından bağımsız olmadığı bilinen bir gerçekliktir. Yoksul kesim geçinmenin, evine ekmek götürmenin derdindeyken meclisteki kavga onlar için pek de bir anlam ifade etmemektedir. Ancak meclistekilerin verdiği kavga, yoksulluk üzerinden yükselecekleri kariyer, ulaşacakları rantın kavgası değil de nedir?

Milletin vekili olduğunu iddia edenlerin -ancak birbirini ısırmaların- fırlattıkları saksılar, sandalyelerle, pazarda fiyatı 7-8 liraya yükselen biber, 70 kuruştan 3 liraya yükselen domates fiyatlarıyla ne kadar ilgilendiklerini, kime ve neye hizmet ettiklerini bir kez daha görmüş olduk.

Meclis tartışmaları dışarıda yoksul halkın derdiyle paralel akmadığı gibi yukarıda da belirttiğimiz gibi kadın düşmanlığını, homofobi, transfobi ve türcülüğü yeniden üretmeye devam ediyor.

 

Türcülük, homofobi, kadın ve Kürt düşmanlığı dışında bir şey yok!

İşte akıllara ziyan tartışmadan türcülüğe evrilen tartışmanın çıkışı; AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, kavga sırasında CHP’li bir vekil tarafından ısırıldığını iddia etti. Bu iddiaya CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in, yaptığı basın toplantısı ile “Epital doku testi. Bütün masraflarını ben üstleniyorum. Yaptıralım. O milletvekilinin dediği gibi ben çıkarsam, hemen o testin sonucuna göre istifa etmeye namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum” şeklinde verdiği cevap ile tartışma sürerken ertesi gün AKP’li vekiller meclise “Köpek giremez” yazılı kâğıtlarla geldi.

Bu tartışmaya hayvan hakları temsilcileri tepki gösterirken, bu defa o kutsal meclis kürsüsünden yükselen homofobi ve transfobiydi. AKP’li vekillerin oylamasını görüntüye alırken darp edilen CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, yaptığı konuşmada anayasa değişikliği teklifinin ilk oylamasıyla ilgili “Aynı kabinde oy kullanan 3 erkek AKP’li vekil, ne yapıyordunuz” ifadelerini kullandı.

HDP milletvekillerini hapishane yolu ile meclis dışı bırakarak kendilerine rahat bir ortam yaratman isteyen AKP iktidarı ve Erdoğan, HDP vekillerinin mecliste açtığı tartışmalara verdikleri cevaplarla yine şaşırtmadı kimseleri. 

HDP’li vekillerin T. Kürdistanı’nda yaşananlara değinen açıklamasına karşılık, AKP adına söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Muş Kürt düşmanlığını tekrar ederek, “Kürdistan” söylemlerine de “Sürekli olmayan yerlerle ilgili açıklama yapılıyor. Kürdistan’da şöyle oldu böyle oldu. Kürdistan neresi, Kürdistan diye bir yer var mı, neresi?” diye sordu.

Sonuç olarak bir hafta içinde Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde yapılan güya “gizli” oylamaya 488 milletvekili katıldı. Tutuklu olmayan HDP’li vekillerin boykot ettiği oylamada 339 kabul, 142 ret oyu kullanıldı; 5 oy boş çıktı, 2 oy ise geçersiz sayıldı.

Kanunlar ve Kararlar Başkanlığınca son okuması için Cumhurbaşkanı R.T.E’ye gönderilecek. R.T.E.nin ise kanunun onayı için kendisine tanınan 15 günlük yasal sürenin ne kadarını kullanacağına bağlı olarak, referandumun kesin tarihi belli olacak.

İşte, bu haftaki meclis kavgaları bu şekilde sonlanırken Euro ve Doların yükselişi (daha doğrusu TL’nin değer kaybedişi) eşliğinde ekonomik kriz derinleşmeye devam etti-ediyor.

Birçok zorunlu tüketim maddesine yapılan rekor zamların ardı arkası kesilmezken, Erdoğan sözde krizi engelleme “niyeti”yle halka yastık altı doları bozma çağrısı yapıyor, ancak TL, Dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Merkez Bankası ise repo ihalesi yapmaması ile dolara 14 kuruşçuk kısa bir düşüş yaşattı ancak bunlar kısa süreli düşüşlerdir.

Ekonomik kriz bu “hamlelerle” meclisin kutsal kürsüsüyle engellenemediği gibi zamlarla faturası çoktan halka kesilmek istenmektedir.


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

ozgur gelecek 154

Alt Menü