Anasayfa Makale Bir ÖG okuru yazdı “Sanata Kayyım”

Bir ÖG okuru yazdı “Sanata Kayyım”

Pazartesi, 03 Temmuz 2017 10:47
Yazdır PDF

ozgun sanatBir zamanlar, diye başlamıştı. Papaz Fotis, “iki kuş avcısı varmış doğaya çıkıp ağlarını yaymışlar. Ertesi gün geri geldiklerinde ne görmüşler dersiniz? Ağları tahtalı güvercinlerle doluymuş zavallı hayvanlar kaçıp kurtulmak için umutsuzca çırpınıyorlarmış ama ağın delikleri çok küçükmüş. Nasıl geçsinler? Sonra dehşet içinde toplanıp beklemişler. Kahrolası kuşlar bir deri bir kemik demiş avcılardan biri, bunları pazarda nasıl satarız? Birkaç gün bekleyelim de biraz şişmanlasınlar demiş öteki. Böylece onlara yem vermişler, su getirmişler, güvercinler de olanca güçleriyle yiyip içmeye başlamışlar. İçlerinden yalnızca biri hiçbir şey yememiş. Güvercinler her geçen gün biraz daha şişmanlamışlar. Yalnızca biri giderek zayıflıyor ve inatla ağdan çıkmak için uğraşıyormuş. Bu durum avcıların onları pazara götürdükleri güne kadar sürmüş. Hiç bir şey yememiş olan güvercin o denli zayıflamış ki son bir çaba ile ağın aralıklarından geçmeyi başarmış ve uçmuş; artık özgürmüş” (Nikos Kazancakis, Yeniden çarmıha gerilen İsa)

Hikâyede birileri tutsak edilmeye çalışılıyor lakin ne fayda. Kapitalist ve feodal toplumlarda “kültür” bir ayrıcalık olarak görülür ve bundan dolayı da kültürlü olmak demek nüfusun büyük çoğunluğunun yararlanmadığı bir fırsattan yararlanmak anlamı taşır. (Çin kültürü devrimi, Jean Daubier) Sanatçı halktan kopup, onların yaşantısından bihaber yaşar. Ortada bir ürün mevcuttur lakin bu ürün göklerdekiler içindir. Ayakları yeryüzüne basmaz. Sanat büyük bir lüks aracı olarak görülür ve burjuvaya hizmet eder. Bu durumun yanlışlığını ortaya koymaya çalışanlar, yaşanan zulmün, baskının, acının yansıtıcıları, sanatın halk ile iç içe olmasının savunucuları, kısacası ‘seyirci kalmayanlar’ ise tecrit edilmeye çalışılmaktadır.

OHAL süresince kayyım atanan 14 il merkezinde ve ilçede 21 kültür-sanat merkezi kapatıldı veya tüm çalışanları iten çıkarıldığı için fiilen kapandı. 288 sanatçı, kültür emekçisi ve eğitmen işinden oldu. Kapatılan merkezlerde eğitim alan 3366 öğrencinin bu imkânları elinden alındı. 21 festival iptal edildi. 220 sergi, eğitim, film gösterimi ve tiyatro gibi etkinlik iptal oldu. Sanata atanan kayyum boşaltılan merkezlere ise AKP hükümetinin gerici, faşist, saldırgan kültürüne hizmet edecek alanlar haline getirildi. Yenikapı tiyatrosu oyuncularından Abdulhakim Bağış’a Roboski Katliamının 1. Yıldönümüne katılması sonrası on altı ay hapis cezası verildi. 27 yıllık tiyatro oyuncusu Vuran Tantekin işsiz kaldı. Kayyumlar, heykel ve anıtları yıktı, kütüphanelerdeki eserleri toplattı. Kayyum kapattığı Yılmaz Güney sineması “elektrik kontağı” sonucu yok oluyor!

“Sanat hapsedilemez”

1990 yılından beridir faaliyet gösteren Amed Şehir Tiyatrosu kayyum tarafından kapatıldı. Tüm bu yaşananlara rağmen Amed Tiyatro Festivali’nin beşincisi düzenlenmişti. “Seyirci kalma, unutursam hatırlat” sloganı çerçevesinde yapılan festivalde bütün katılımcıların ortak ifadelendirdiği şey sanatın hapsedilemeyeceği her neresi olursa olsun şehirde, köyde, sokakta, tarlada sanatın özgür olacağı gerçeği.

İktidarlar sanatı boğmaya çalışırlar, yaratıcı olmayan tekdüze bir yaşam dayatılır. Bu durumda bir süre sonra moral güçlerini yitiren bir halk ile karşı karşıya geliriz. Tüm kesimlerde bu yaşananların yansımalarıyla karşılaşırız. Olaylara daha kaba yaklaşımlar ilişkilerimizi sıradanlaştırmaya, yeni bir şey katmadan “tekrarlamalar”

Son olarak, ciddi manada geri yanlarımız, yozlaşmaya yüz tutan ahlaklar ile savaşmada en büyük görevlerden birisi de sanatındır. Kültürel alanlarda yapılmamış, göz ardı edilen, ikinci plana itilen şeyler bizi yıkıma götürmektedir.