Anasayfa Makale Baskı ve yıldırma aracı olarak hapishaneler: İŞKENCEHANELER!

Baskı ve yıldırma aracı olarak hapishaneler: İŞKENCEHANELER!

Pazartesi, 17 Temmuz 2017 08:49
Yazdır PDF

cezaevinde kapali alanda silah biber gazi basincli su mudahale araci haline getiriliyor h44667 c8ab9Yüzyıllardan beri dünyanın her yerinde devrimci, ilerici, yurtsever halka karşı baskı zulüm ve işkencehane olarak var edilen hapishaneler, bugün de tarihinden aldığı mirasla Türkiye’de baskı ve zulmün haneleri olarak işlevini sürdürüyor. Özellikle bitmek bilmeyen ve sürekli yenilenen OHAL ile birlikte hapishanelerdeki baskı da arttı ve artmaya devam ediyor. 15 Temmuz sonrası gözaltına alınan asker, hakim ve rektörlere yönelik alenen yapılan ağır işkenceler hapishanelerde de devam etti/ediyor. Hapishanede bulunan siyasi tutsaklara yönelik baskı ve işkence de OHAL’in ilk günlerinden itibaren artmaya başladı.

 

Yeni hapishaneler, boyutlanan saldırılar...

Hapishanelerde Gülen Cemaati’nden tutuklananlara yer açma bahanesiyle gece yarılarında siyasi tutsaklar sürgün sevklere maruz bırakıldılar. Yeni hapishane yapımlarıyla sürgün sevk işkenceleri de uygulanmaya devam ediyor. Siyasi hükümlü ve tutuklular, hak gasplarına karşı koyduklarında ise dilekçeleri hapishane dışına çıkmıyor ve cezalarla karşılanıyor, psikolojik ve fiziksel şiddete uğruyorlar. Darp raporu almak ve tedavi görmek istediklerinde ise tedavileri ve rapor almaları engelleniyor.

Gelen Avrupa fonlarının tutsakların koşullarının düzeltilmesi için kullanılması gerekirken, devlet Tarsus’ta olduğu gibi halkın arazisinin üzerine konarak “kampüs tipi” hapishaneler inşa etmeye tüm hızıyla devam ediyor. Yeni hapishanelerin inşalarıyla birlikte yaşanan hak gaspları ve insanlık dışı muameleler de her geçen gün artırılıyor. Kamera uygulaması gibi mahremiyet hakkına kadar el uzatan devlet, tutsakların gazete, dergi, kitap gibi haklarını gasp ederek iletişim yollarını kesiyor ve adeta tecrit uyguluyor. Zaten her şeye “ceza” yağdıran hapishane yönetimleri, ardarda tecrit “cezaları” yağdırarak tutsakları yalnızlaştırmaya çalışıyor. Sürgün ve cezalardan aileler bilgilendirilmeyerek yapılan işkencelerin duyulması engellenmeye çalışılıyor. Yıllar öncesinde kazanılmış bir hak olan ayakta sayım vermeme gibi haklar hiçe sayılarak tutsaklara her gün yeni dayatmalar yapılıyor.

Özellikle Tarsus’ta henüz tam bitmemiş hapishaneye, tutsakların zorla taşınması ve yeni hapishanede, Çukurova’nın sıcağında tutsaklara kısıtlı içme suyu ve temizlik suyu veriliyor oluşu, son zamanlarda oldukça fazla gündemleşti. Tarsus C Tipi Kadın Kapalı Hapishane’den yeni yapılan kampüs içindeki kapalı hapishaneye taşınacakları gün, daha koğuşlardan çıkartıldıkları sırada 1. Müdür, gardiyanlar ve jandarma iş birliğiyle başlayan ağır işkence, avukat görüşleri ve 8 gün sonra yapılan açık görüşte ortaya çıkmıştı. Sincan Kapalı Hapishane’den Yeni Tarsus Kadın Kapalı Hapishane’ye sürgün sevk yapılan kadın tutsaklara darp, çıplak arama işkencesi, tecavüz tehditleri yapıldığı ve ayrıca Mersin Kapalı Hapishane’de ise erkek tutsaklara falaka gibi işkencelerin uygulandığı öğrenildi. Daha geçtiğimiz günlerde Antalya L Tipi Kapalı Hapishane’de bulunan okurumuz Serdar Atak’ın, isteği dışında Denizli’ye sürgün sevk işkencesine maruz bırakıldığı ve günlerce ailesine bilgi verilmediği öğrenildi. Ayrıca ayakta sayım dayatmasını kabul etmediği için günlerdir tecritte tutulduğu da öğrenildi.

 

Korku imparatorluğuna diz çöktürmek bizim ellerimizde

Devletin hapishaneleri, dışarda korkuyu büyütmek ve halkın büyüyen öfkesini, direnişlerini yok etmek için en büyük baskı aracı olarak kullandığı en belirgin şekilde; sadece işlerini geri istedikleri için günlerdir direnen ve bedenlerini açlığa yatıran Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın, yeni bir Gezi veya Tekel direnişini tetiklemesi korkusuyla tutuklanmalarından, İzmir’de “Hayır” eylemleri sırasında gözaltına alındıktan sonra çıkartıldıkları mahkemece, saçma sapan gerekçelerle gençlerin tutuklanmalarından görülüyor.

Bu korku imparatorluğuna ve diktatörlüğüne boyun eğmemek ve onu yok etmek biz halkın ellerindedir. Bugüne kadar direniş bayrağı nasıl en üstte tutulmuş ve can bedeli korunmuşsa yine öyle yükseltip direnmek gerekmektedir. İsyanı ve direnişi hapishanelerden sokaklara büyüterek, korku imparatorluğuna diz çöktürmek bizlerin ellerindedir.


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

ozgur gelecek 155 1

Alt Menü