Anasayfa Manşet Adalete açlıkta 214. gün: “Bilinci kapansa dahi son beyan esas alınmak zorunda”

Adalete açlıkta 214. gün: “Bilinci kapansa dahi son beyan esas alınmak zorunda”

Pazar, 08 Ekim 2017 12:30
Yazdır PDF

adalete aclikH. Merkezi: Tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın adalete açlık eylemleri 214. gününde. Doktorlar, Nuriye’nin açlık grevini sürdürmekte kararlı olduğunu ancak kaldığı koşullarda hareket etmesine, tuvalet ve banyo ihtiyacını gidermesine engel olunduğunu belirtiyor.

OHAL keyfiyeti KHK’lerle işlerinden atılan ve işlerine geri dönmek için başlattıkları eylemi açlık grevine çeviren tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın adalet eylemleri 214. gününde devam ediyor. Gülmen 28 Eylül’de görülecek duruşmasına iki gün kala tutulduğu Sincan İnfaz Kampüs Hastanesi’nden zorla Numune Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırılmıştı.

 

Tabip Odası’ndan Nuriye’ye muayene

Yoğun bakıma ihtiyaç duymadığı ve istemediği halde kaldırıldığı yoğun bakım servisinde açlık grevi eylemini sürdüren Gülmen geçtiğimiz günlerde Ankara Tabip Odası (ATO) üyesi Doktor Benan Koyuncu tarafından muayene edilmişti. 5 Ekim tarihinde gerçekleşen muayenenin ardından Ankara’daki merkez binasında ATO Yönetim Kurulu üyeleri Benan Koyuncu ile Onur Naci Karahancı’nın katıldığı basın toplantısında açıklamayı, Gülmen’i muayene eden Koyuncu yaptı. Koyuncu, Gülmen’in bulunduğu yoğun bakım servisinde 2 jandarma ve bir gardiyan bulunduğunu belirterek şu bilgileri aktardı:

 

“Sürekli bir kolluk kuvveti var, burada daha sıkışmış hissediyorum”

Nuriye Gülmen’in kaldığı yer, yoğun bakımdaki diğer hastalardan izole, içinde tıbbı cihazların ve tedavi arabasının olduğu bir odaydı. Gittiğim esnada Nuriye kitap okuyordu. Öyküsünü almaya başladığımda kolluk görevlileri yanında olmak için direttiler. Bunun hasta haklarına aykırı olduğunu söyledim. Savcılığın talimatı ile dışarıya çıktılar.

Gülmen öncelikle bulunduğu ortam koşullarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. En büyük sorunu tuvalet sorunu. Kesinlikle ayağa kalkmasına izin verilmiyor. Tuvaletini yaparken içeride asker de oluyor. Bunu onur kırıcı olarak görüyor. Temizleme işlemi ve banyo yapamıyor. Nuriye yoğun bakım hastası olmadığını söyleyerek silme işlemini kabul etmiyor. ‘Ben kendimi yıkayabilirken neden silme işlemini kabul edeyim’ diyor. Yoğun bakım orası, dolayısıyla kendisi de bundan etkileniyor ve uyku düzeni bozuluyor, uyuyamadığını dile getirdi. Temiz kıyafet elde etmede sıkıntılar yaşanıyor. Bizim açlık grevindekilere önerimiz günlük çamaşırlarının değişmesi gerekiyor; ama maalesef bu yapılmıyor. ‘Başımda sürekli bir kolluk kuvveti var kendimi burada daha sıkışmış hissediyorum’ dedi. Böyle bir tesisatın içinde olduğu için şu kaygıyı yaşıyor sürekli. Daha tedirgin ve sürekli zorla müdahale tehdidi altında hissediyor kendini.

 

“Açlık grevini sürdüreceğim”

Gülmen’e “Açlık grevini sonlandıracak mısın?” sorusunu sorduğunu onun ise “Devam ettireceğim” cevabını verdiğini aktaran Koyuncu, yaptığı ziyaret sonrası tespitlerini şöyle sıraladı: Kaldığı koşullarda hiç hareket etmiyor. Daha önceden refakatçisi tarafından yapılan eklem hareketleri şu an yapılmamaktadır. O yüzden eklemlerde kontraktür denilen hareket kısıtlılığı var. Yatak yaraları oluşabilir. Kaldı ki fizik muayenesinde bası yarası dediğimiz durumun ilk bulguları oluşmaya başlamış.

Tuvalet yapamaması, banyo yapamaması hem kişisel haklarına saldırı hem de sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşturuyor. İçerde sürekli güvenlik güçlerinin olması hasta mahremiyetinin bir ihlali. Bu durum enfeksiyon riskinin artmasına neden oluyor.

Açlık grevindeki bir kişi aldığı su, şeker, bitki çayı, B1 vitamini, tuz miktarı ve bunların hazırlanmasına başka bir kişinin yardım etmesi gerekmektedir. Bu koşullar içerisinde bu mümkün olmamaktadır.

 

“Bilinci kapandığında hastanın son beyanını esas almak zorunda”

“Nuriye Gülmen’in yoğun bakıma kaldırılması için tıbbi gerekçeler nelerdir? Bu koşulları yaratanlar cezaevinde kalan bir kişinin cezaevi koşullarını arar durumda olunduğunun farkındalar mı?” diye soran Koyuncu, son olarak Numune Hastanesi’nin hekimlerinin Sağlık Bakanlığı’na “Bilinci kapanırsa ne yapalım?” şeklindeki sorusuna karşılık, bakanlığın verdiği cevabın, zorla müdahaleye imkan veren  “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 82. maddesinin hükmedilmesi” gösterdiğini belirtti.

Sürekli müdahale tehdidinin psikolojik işkence olduğunu belirten Koyuncu, “Kişinin bilinci açıksa hekim sürekli hastasına açlık grevini bırakmak istiyor musun diye sormalı ve bilinci kapandığında hastanın son beyanını esas almak zorunda” dedi.