GüncelMakaleler

SENTEZ | Birleşik Mücadeleyle Kazanacağız!

"Devrimci-demokratik alanda ortaya konulan pratikler ise, kimi güncel gelişmeler ekseninde hızlıca eylem birlikleri şeklindeki bir araya gelişler, devrimci, ilerici ve yurtsever güçlerin birleşik direnişi örmesi adına değerli adımlardır"

Coğrafyamız devrimci-demokratik ve yurtsever hareketi, faşizmin azgın saldırıları altında can bedeli bir mücadeleyle yoluna devam ediyor.

Türk devleti,20 Temmuz Suruç katliamıyla başlattığı  akabinde de 15 Temmuz darbe girişimiyle iyice derinleştirdiği, 12 Eylül Askeri Faşist Cuntasını aratmayan bir saldırı konseptini devreye sokmuştur. Türk hakim sınıfları, işçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlarda biriken sinerjinin adeta bir barometresi işlevi gören Gezi İsyanı’ndan son derece ürkmüş, bu direnişin ortaya çıkardığı değişim ve dönüşümden korkmuştur.

Toplumun kılcal damarlarında biriken bu öfkeyi bastırmak, onun öncü güçlerle buluşmasını engellemek adına, ideolojik alanda başlattığı taarruzun ön açtığı, politik-kültürel ve buna eşlik eden siyasi ve askeri operasyonları devreye sokmuştur.

AKP-MHP faşist ittifakının muradı, bir yandan, komünist, devrimci , ilerici ve yurtsever öncü güçleri etkisiz hale getirmek diğer yandan buna paralel geniş emeci yığınlar üzerinde korku dağları yaratarak her türlü hak arama eyleminin önüne başından set çekmek olmuştur. Nitekim R.T.Erdoğan’ın patron örgütleriyle her bir araya gelişinde sıklıkla övünerek sarf ettiği “bizim zamanımızda grev görmediniz” sözleri de buna işaret etmektedir.

Türk hakim sınıfları, parlamenter maskeli faşizmin yerine başkanlık sistemini ikame ederek rejimi, sınıf mücadelesinin gerek içeride gerekse de dışarıda aldığı yeni biçimlerine ve düzeyine uygun hale getirmek adına re-organize etmiş deyim yerindeyse bu sistemin ilk icraatını da 20 Temmuz sonrası örgütlü güçleri merkezine koyan ancak tüm halk kesimlerini hedefleyen bir diz çöktürme konseptiyle yaşama geçirmiştir.

Kuşkusuz egemenlerin söz konusu tasarrufa yönelmelerin de başat faktörlerden biri Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi ile devrimci, komünist ve ilerici güçler arasında kurulan ittifaklar, savaş meydanlarında örülen birleşik direniş ruhu olmuştur. Geniş emekçi kitlelerinin Batıda AKP iktidarı şahsında faşist düzene yönelik Gezi İsyanı, aynı zamanda şovenizmde de çok ciddi çatlaklar açmış ve Kürt halkının uzun yıllardır yürüttüğü mücadele başta Türk halkı olmak üzere geniş kesimler açısından daha anlaşılır olmuştur.

Bu gerçek, iktidarını, kuruluşundan bu yana azgın bir Kürt düşmanlığı ve şovenizm üzerinden var eden Türk hakim sınıfları açısından tahammülü zor bir tabloyu açığa çıkarmıştır. Bahsini ettiğimiz gözaltı, tutuklama ve katliamlarla örülü sürecin Suruç’ta gerçekleştirilen vahşetle başlatılması da tesadüf değildir.

Ezilenlerin Direnişiyle Buluşmalıyız!

Faşizmin, gelinen aşama da işçi sınıfı ve geniş emekçi kesimler; Kürt ulusu ve çeşitli milliyetlerden ezilenler üzerinde ideolojik-politik ve kültürel alanda inşa ettiği korku iktidarının bir bütün olarak kırıldığını söylemek mümkün değildir.

15 Temmuz sonrası oluşan tablonun kısmen aşındığını ve geniş emekçi kitlelerinde, Kürt halkında kıpırdanma emarelerinin olduğunu söylemek mümkünse de bir bütün olarak kitle hareketinin kendini sokakta fiili-meşru mücadele içinde var ettiğini, ortaya koyduğunu söylemek için henüz erkendir.

Diğer yandan faşizmin azgın saldırıları karşısında devrimci, ilerici, komünist ve yurtsever güçlerinde düne oranla daha derli toplu ve politika üreten bir istikamete yüzünü döndüğünden söz etmek mümkün olsa da  bu güçlerin özellikle de her birinin tek başına süreci tersine çevirecek bir gerçeklikten uzak olduğunu teslim etmek gerekir. Kadın özgürlük mücadelesinin, kadın katliamlarına yönelik öfkesi ve tepkisi, kadın kazanımlarına sahip çıkılması bağlamındaki birleşik direnişini elbette parantez içinde, örnek, yol açan bir yerde değerlendirmek gerekir. Bu parantezde homofobi ve transfobiye karşı LGBTİ+’ların direnişini de dahil etmek gerekir.

Denilebilir ki sınıf mücadelesinin iki karşıt gücü, ezen ile ezilenler arasındaki hesaplaşma ve saflaşmanın bugünkü gerçekliği, öncü örgütlü güçlerin birleşik mücadeleye daha sıkı sarılmasını, bunun pratikte örgütlenmesi adına daha ciddi ve etkin tartışmalar yürütmesini zorunlu kılmaktadır.

Devrimci, komünist ve yurtsever güçler açısından birleşik mücadele, bir yandan örgütlü güçlerin enerjisini birleştirerek sinerjisini artıran bir işlev görmeli diğer yandan geniş emekçi kitlelerinin dağınık ve birbirinden kopuk direnişleriyle ilişkilenmelidir. Bu çalışmanın bir yanı da özellikle de Batıda Kürt düşmanlığı ve şovenizme karşı daha güçlü bir mücadelenin örülmesi olmalıdır!

Söz konusu birleşik direniş, kuşkusuz onu yaşama geçiren güçlerin niteliğine ve politik hedefine göre şekil alacaktır! Bu anlamda birleşik devrim güçlerinin sistemi hedef alan hamleleri kendi kulvarında önemli bir enerji biriktirmektedir.

Devrimci-demokratik alanda ortaya konulan pratikler ise, kimi güncel gelişmeler ekseninde hızlıca eylem birlikleri şeklindeki bir araya gelişler, devrimci, ilerici ve yurtsever güçlerin birleşik direnişi örmesi adına değerli adımlardır. Bugün çeşitli güçlerle, Mayıs ayına kadar ki dönemde öreceğimiz birleşik mücadelenin yol haritasına ilişkin yürüttüğümüz tartışmaları da buna dahil etmek gerekir.

Bu bağlamda, belli gündemler etrafındaki bir araya gelişten öte bahsini ettiğimiz döneme kadar, tartışmalara katılan güçlerin genel politik sürece birleşik refleksinden, kitlelere yönelik ortak ajitasyonundan ve yine birleşik eyleminden söz ediyoruz. Devrimci-demokratik temel üzerinde yükselecek birleşik mücadelemizin perspektifi, en geniş manada ve kaba haliyle; içinden geçtiğimiz politik sürece, egemen güçlerle ezilenler arasındaki mücadelenin andaki durumuna ve bundan nasıl çıkılacağına dair asgari bir ortaklaşma sağlamalıdır.

Birleşik mücadelemizi değişik bölgelerde, parça parça gelişen işçi direnişleri, sağlık emekçilerinin talepleri uğruna verdiği mücadele, köylülerin HES ve çevre katliamına yönelik tepkileri; kadın ve LGBTİ+’ların gelişen direnişi ile birleştirme, buluşturma basiretini gösterebilirsek, geniş kitlelerle kaynaşma amacımızı yerine getirmiş oluruz.

Açık ki bugün kara bulutları dağıtmanın en etkili ve kestirme yolu birleşik mücadeleden ve direnişten geçmektedir!

Etiketler
Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı