Manşet

“Az çalışıyorsunuz, sizinle yollarımızı ayırıyoruz!”

Kartal: Tuzla’da direnişe başlayan Deri-İş Sendikası’na üye olan işçileri ziyaret ederek direnişleri üzerine sohbet ettik.

Sendikalı oldukları için işten çıkarılan ve Tuzla Deri Sanayi Bölgesi’nde direnişe başlayan işçiler, Ermenegildo Zegna-İSMACO firmasına ait fabrikanın önünde direniş çadırlarını kurmuş, mücadele ediyor.

İşçiler amaçlarının diğer arkadaşlarının da mücadeleye destek vermesini sağlamak olduğunu söylüyor.

– Direniş süreci ve öncesi fabrikada yaşananlar hakkında bilgi verir misiniz?

 Fikriye Akgül: Bizler 18 Aralık’ta işten atıldık. İşten çıkarılmadan 3 ay önce bir komite oluşturmuştuk. Bu komite ile birlikte toplantılar almaya, sendika üzerine tartışmalar yürütmeye başladık. Yani bu iş yerinde örgütlenmeyi, sendikalı olmayı tartıştığımız dönemlerde Deri-İş Sendikasıyla 1 Aralık’ta irtibata geçtik. Zaten komiteyi Deri-İş’le birlikte oluşturup, toplantıları beraber almaya başlamıştık ama bu çok çabuk duyuldu. Daha sonra ben, ardından ise diğer arkadaşlarım işten çıkarıldık.

– Sizin işten atılma gerekçeniz neydi, o süreci anlatır mısınız?

– Beni yemek molasında çıkardılar işten. Arkadaşların yemeğe gittiği saatte çağırdılar, fabrikanın boşalmasını beklediler. Başıma gardiyan gibi bir usta diktiler, işyeri avukatı ve insan kaynakları ile görüştürdüler. Bana aynen şunu söylediler; “Sizi işten çıkarıyoruz. Ama şunu bilin ki, sizi işten çıkarırken hiçbir gerekçemiz yok. Sadece işyeri artık sizinle çalışmak istemiyor” dediler.

Yani sadece 18. Maddeyi uygulamakta olduklarını, kendilerinin hiçbir bilgilerinin olmadığını söylediler. Sonra apar topar eşyalarımı topladılar, zaten aşağıda araba bekliyordu. Kimseyle görüşmeme, vedalaşmama dahi izin vermeden işyerinin güvenliğiyle birlikte o arabaya bindirdiler, Serbest Bölgenin dışına bıraktılar, böyle bir talimat varmış.

Beni apar topar aşağı indirirken orada var olan arkadaşlara seslendim; “beni işten çıkarıyorlar haberiniz olsun” diye ama ona bile izin vermediler, sanki bir suçluymuşum gibi.

Biz direnişimizi ilk gün Deri-İş sendikamızla birlikte başlattık. 3 gün boyunca fabrikanın önüne giderek arkadaşlarımızdan sendikaya üye olmalarını istedik. “Biz sendikaya üye olduğumuz için, anayasal hakkımızı kullandığımız için işten çıkarıldık” diye çağrı yaptık, işçiler olumlu etkileniyordu. Neden işten çıkarıldığımızı bilmeyenler de vardı.

Bu durum onlarda bir hareketliliğe neden oluyordu. Bizi işten çıkardıktan sonra içerde sorgu odaları oluşturulmuş, işçilere baskı uygulanıyormuş.

Daha sonra İSMACO’nun talimatıyla bizi Serbest Bölgeye almamaya başladılar. Buradaki güvenlik bizi “siz üç işçi için buraya giriş yasağı var, siz buraya giremezsiniz” dedi.

Cengiz Taşkesen: Ben 2004’ten beri İSMACO’da çalışıyordum.18 Aralık’ta “iş akdiniz feshedildi” dediler, gerekçe olarak “18. Madde”yi gösterdiler ve işten çıkarıldık. Tabii bu madde geçersizdir. Ben 9 yıl boyunca ihtar dahi almadım ki. Tamamen sendikal faaliyetimizden kaynaklı bizim işimize son verildi. Yaklaşık 1 haftadır direniş çadırımızı kurduk. Dileğimiz, arkadaşlarımızın bize katılması, ekmeğine sahip çıkması, direnişe saygı duymasıdır.

Beni de bekçi nezaretinde çıkardılar. Ben de arkadaşlarımla vedalaşamadım.

– Bize sürmekte olan direniş hakkında bilgi verir misiniz?

Öznur Fazlıoğlu: Moralimiz şu an çok iyi. İçerde sendikalı olan arkadaşlarımıza baskı yapıyorlar, istifaya zorluyorlar. İmza toplayarak sendikayı isteyip istemedikleri soruluyormuş. Sendikanın yasal olmadığı propaganda ediliyormuş. Ama suç işliyorlar.

deri-iş18. Maddeyi uyguladıklarını söylüyorlar; örneğin Cengiz arkadaşımız zaten % 40 engelli kontenjanından alınmış, nasıl yüzde yüz performans bekliyorlar.

Ben de 18. Maddeyle çıkarıldım, iş yetersizliğinden. Ama ben de 8 yıldır çalışıyordum ve hiç performans düşüklüğü şikâyeti olmadı. Diğer arkadaşlar gibi bir “gardiyan” eşliğinde molada işten çıkardılar. Zaten üçümüzün örgütlü olduğunu ve sendika çalışması yaptığımızı bildikleri için işten çıkardılar.

Bizim aklımızda sendikalı olma fikri vardı. Sonra üçümüz sendikalı olmaya karar verdik. İçerde böyle düşünen arkadaşlarımız çoktu ama çabuk patlak verdiği için bizi hemen işten attılar.

Amacımız ekmeğimizi büyütmek ve hakkımızı aramak. Çünkü bizler 3 yıldan fazladır zam alamıyorduk. Yıllardır asgari ücretle çalışıyorduk. Bir araya gelip korka korka zam isteyelim diye düşündük. Sonrasında bu korkuları yaşamaktansa bir sendikaya üye olduk. Çünkü sendikalı olmak hak demektir. Hiçbir sosyal hakkımız yoktu, yani sendikaya üye olmak gerekiyordu. İçerde sendikalı olmak isteyen ama tehdit ve baskılardan çekindikleri için olmayan arkadaşlarımız var. Ama yavaş yavaş bilinçleniyor işçiler umarım sonu zafer olur.

Bizim en büyük talebimiz sesimizi duyurmak. Bununla birlikte kazanımımız içerdeki arkadaşlarımızın bu mücadeleye katılması olacaktır. Emekten, demokrasiden, barıştan yana herkesi buraya, ses katmaya bekliyoruz.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu