Makaleler

Barzani Brakujî ’yi diriltti! PKK ve PYD’ ye Karşı TC ile Kutsal İttifak

Amed 2013 Newroz’unda A.Öcalan’ın silahlı mücadele döneminin sona erdiğine dair “tarihi çağrısıyla” da dünyanın gündemindeydi. Aradan 8 ay geçtikten sonra Amed bu kez tarihi olarak tanımlanan bir başka olayla gündeme geldi. Uzun yıllar sonra Barzani resmi davetle T.C. başbakanı ile Amed’de buluştu. Aşiret reisi, postal yalayıcısı diyerek T.C. tarafından aşağılanan Barzani bizzat T.C. başbakanı tarafından Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı olarak anıldı.

Amed’in 8 ay içinde böyle iki önemli olayın merkezi seçilmesinin anlamı tartışılmaya değerdir. Sadece Türkiye değil orta doğu ile ilgili ekonomik ve politik çıkarları, hesapları olan herkesin Kürdistan ve Kürtler üzerinde yoğunlaşarak onlarla kendi çıkarları doğrultusunda ilişki kurmaya ve kendini yedeklemeye çalıştığı görülmektedir. Barzani’nin başbakan tarafından davet edilerek Amed’de ağırlanması bundan bağımsız değerlendirilemez. KDP ve AKP’nin iç-dış politikada ki durumu böyle bir hamleyi dayatmıştır. Bu, iki taraf içinde sadece iç politikada elini güçlendirme, rahatlama değil, aynı zamanda dış politikada ki tıkanmışlığı aşmayı ve bir denge kurmayı kapsamaktadır. Şu artık çok net görülmektedir; KDP, PKK ‘ye karşı T.C. ile ortak hareket ederek Kürtler ve Kürdistan üzerinde daha fazla söz,yetki ve karar sahibi olmaya çalışmaktadır. Ki bunu PKK de KDP de gizlemiyor, birbirlerine karşı açıktan pozisyon almaktan çekinmiyorlar. T.C. ise PKK’yi Barzani ile “işbirliği” yaparak geriletme, Barzani çizgisine getirmek için KDP-Barzani ile ilişkilerini kullanıyor, pekiştiriyor, Barzani’yi öne çıkarıyor, ondan destek alıyor. Barzani de ekonomik ve siyasi çıkarlarını güvencelemek için bu doğrultuda hareket etmektedir. “Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Kürt meselesinde ve Suriye Kürtlerine ilişkin gelişmelerde nasıl elini ‘Barzani kartı’ ile güçlendirme ihtiyacında ise, Barzani de İran, Suriye ve hatta Bağdat ile karşılaştırıldığında ve ayrıca ülkesinde ki ‘iç politika dinamikleri’ne bakarak da kendisini ‘Türkiye’nin güvencesi’ altına alma ihtiyacındadır”. (Cengiz Çandar,14.11.2013 Radikal) Barzani ve Erdoğan buluşması böyle bir ihtiyacı ürünüdür. Amed’te böyle bir buluşmanın Barzani üzerinden Kürtleri “fethetme” amacını da taşıdığına kuşku yok. Daha da önemlisi bu, Suriye Kürdistanı’ında yenilen Barzani ve T.C’nin 8 ay önce “tarihi bir çağrı”nın yapıldığı, yerden PKK-Öcalan çizgisine karşı bir hamle özelliği taşımaktadır.

Bu Kürt sorununun “çözümü” ne Barzani çizgisinin hâkim kılınması, sorunun bu çizginin etki ve önderliği altına alınması amacı doğrultusunda ki çabanın yoğunlaşması anlamına gelmektedir. Barzani üzerinden Türkiye’de ki Kürt halkı içerisindeki etki ve gücünü zayıflatmaktır. Bu, Kürt Ulusal Hareketini Kürt halkı içerisinde tecrit etme, kitle desteğini parçalama saldırısıdır. Öte yandan Kürt burjuva ve toprak ağalarını güçlendirerek Kürt ulusal hareketi içerisinde teslimiyetçi, işbirlikçi damara kan pompalama canlandırma amaçlanmaktadır.

Bilindiği gibi devlet adına AKP, adına “çözüm” denilen bir süreç başlattı. Bu sürecin karakteri, anlamı belliydi, pratikte de buna uygun davranıldı. Karakol, baraj, duvar yapımı gibi Kürtler aleyhine pek çok adım hızla atılırken, lehine olanlar konusunda ayak direme, oyalamaya devam edildi. AKP’nin süreçten-çözümden anladığı, ona yüklediği anlam ile ulusal hareketin yüklediği anlamın farklı olduğu bilinmektedir. Seçimler yaklaşırken AKP süreci bozan pozisyonda olmanın özellikle Kürdistan da olumsuz sonuçlara yol açabileceğini düşünerek “Kürtlerin kalbini ve beynini fethetmek için” Amed de Barzani ve Şivan Perwer ile imaj tazelemiştir. Özelde ise Amed de BDP’yi geriletmek belediyeyi almak gibi bir hesap içinde olduğu sır değildir. Devlet bin bir oyunla Kürt halkını PKK’den koparmaya çalışmaktadır. AKP’ ye yakınlaştırarak bölgede ki işbirlikçi partilerin elini güçlendirerek PKK içinde çelişkileri büyütmeye çalışarak kitleleri Kürt Ulusal Hareketinden koparmayı hedeflemektedir. Tayyip seçim çalışmasının startını Amed de Barzani ile vererek oyunu, etki ve gücünü arttırmak istemiştir. Barzani daveti Kürt halkı üzerinde AKP’nin(devletin) etki ve ağırlığını büyümek, Kürt Ulusal Hareketini daraltmak için kullanılmaktadır.

Erdoğan’ın A.Öcalan ile siyasi çözüm odaklı diyalog başlatmasının nedenlerinden biri de Suriye iç savaşının bir Kürt özerkliği doğurması ve bunun Türkiye’yi etkilemesini önlemekti. İkincisi 30 Haziran 2014 seçimlerinin de idari bakımdan coğrafi bütünlük ortaya çıkarmasını yani fiilen Türkiye içinde bir Kürt bölgesi ortaya çıkarmasını önlemekti.(Murat Yetkin, 14.11.2013, Radikal) Birincisinin başarılamadığı ortadadır şimdi ikincisine yoğunlaşılmıştır.

37057 393481940754842 446660635 nT.C. Suriye’de Kürtlerin PYD önderliğinde yürüttüğü mücadele ve kazanımlarını açık ve gizli her türlü yönteme başvurarak engellemeye çalıştı. El-Nusra vb. gibi çetecileri her anlamda desteklemek, ambargo uygulamak, Barzani ile PYD’ye karşı işbirliği yaparak sonuç almak istedi ama Kürtler PYD önderliğinde ağır bedeller ödeyerek bu saldırıları geri püskürttü ve daha da güçlendi. Ayrıca emperyalistlerin, Suriye’ye dönük planları T.C. ‘nin beklediği istediği gibi değildi, olmadı. T.C. de bunun dışında bir politikayı sürdüremeyeceğini bildiğinden politikasını emperyalistlerin politikasıyla uyumlu hale getirdi. Barzani de PYD’ye karşı üstünlük kuramadı, başarılı olamadı. PYD Til Nuçer sınır kapısını El Nusra’dan alması hem Barzani’nin ambargosunun, sınır kapısını kapalı tutmasının anlamı kalmadı hem de Bağdat’ı El Nusra’dan kurtardığından bu Irak merkezi hükümetince olumlu karşılandı. Dolayısıyla bu, Barzani ve T.C’nin diğer sınır kapılarını kapalı tutmasını boşa çıkardı. Bu yüzden T.C. ve Barzani Bağdat’a PYD ‘ye Til Koçer kapısını kapatması için baskı kurmaya yöneldi. Başvurulan yöntemlerden biri de Cenevre 2. Konferansında Kürtleri PYD’nin temsil etmesini engellemektir. Bunun için de PYD etkisizleştirilmeye, Kürtlerin bağımsız katılımı engellenmeye çalışılmaktadır. PYD en son Kurucu Meclis ilan edecek bir adım daha ileri atmıştır. Bu T.C. ve Barzani’yi fazlasıyla rahatsız etmektedir. Bu nedenle PYD’yi içeride-dışarıda tecrit etmek geriletmek için elinden geleni yapmaktadırlar. Barzani Amed ziyareti öncesi PYD’nin devrim yapmadığını rejimle uzlaştığını vb. söyleyerek PYD’ye karşı tahammülsüzlüğünü daha açıktan ifade etmiş, göstermiştir. Amed ziyaretinin bir nedeni de PYD’ye karşı bundan sonra T.C. ile izlenecek politikanın çerçevesini belirlemektir.

Ziyaretin bunların yanında T.C. ile Irak Kürdistan Bölgesel yönetimi arasındaki petrol, doğalgaz ve boru hatları anlaşmalarıyla ilgili önemli bir yönü bulunmaktadır. IKBY bu konuda Bağdat’la sorun yaşamaktadır. IKBY’nin Bağdat’a rağmen yaptığı her hamle T.C. ile her anlaşması Maliki’yi Barzani ve Erdoğan’la karşı karşıya getirirken İran’la yakınlaştırmaktadır. ABD bunu gördüğü için ilişkilere müdahale ederek Bağdat-Erbil-Ankara arasında bir denge tutturmaya çalışmıştır. Son dönemde Irak’la T.C. arasında yeniden artan görüşme trafiği bununla ilişkilidir. Emperyalistler Irak petrol ve doğalgazının dünya pazarına ihraç edilmesini önemsemektedir. Maliki ise Barzani’nin kendilerine rağmen T.C. ile anlaşma yapmasına karşı çıkmaktadır. Bunun için bir çözüm yolu aranmakta, Bağdat sürece dâhil edilmeye çalışılmaktadır. Barzani T.C. ile petrol doğalgaz hatlarının inşası için anlaşmalar yapacaktır. “Türkiye Irak Kürdistan’ından direkt olarak petrol ve doğalgaz ithal edecek bir boru hattı inşa ediliyor. Yıl sonunda tamamlanacak olan bu hattan günde 2 milyon varil petrol akacak. Doğalgaz boru hattı ise 2016 sonunda bitecek. Bunun kapasitesi de yılda 10 milyar metreküp olarak hesaplanıyor.” (Sami Kohen,13.11.2013,Milliyet) Bundan Barzani 5 milyar dolar kazanacak. Bu T.C. ile ilişkilerini güçlendirmekte, T.C. ile uyumlu bir siyaset izlemesini PKK’ye karşı ittifak yapmasını getirmektedir. Suriye’de PYD’nin kontrol ettiği yerlerin petrol bölgesi olması Barzani’nin oraya hâkim olmak için neden bu kadar saldırganlaştığını da açıklamaktadır.

Sonuç olarak, Barzani Kürtler ve Kürdistan üzerinde otoritelerini-gücünü genişletmenin siyasi, ekonomik çıkarları için, önemli olduğunu bilmektedir. Ama PKK-PYD’yi bunun önüne engel görmekte çıkarlarını tehdit ettiğini düşünmektedir. Bunun içinde T.C. ile işbirliği yapmaktan kaçınmamaktadır. T.C. ise Barzani aracılığıyla Kürt halkı üzerinde AKP’nin (devletin) etki ve ağırlığını büyütmek, Kürt ulusal hareketini daraltmak, Kürtleri kontrol etmek, Barzani çizgisini egemen kılmak istemektedir. Amed buluşması Barzani çizgisinin egemen kılınması, sorunun “çözümü”nün de bu çizginin belirleyici olmasını güçlendirmeye dönüktür. Barzani ve T.C. PKK’yi kendileri için “ortak düşman” ilan etmiş durumdadır. Bunlar nafile çabalardır ve Kürt halkından gerekli cevabı alacaklardır!”

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu