Dünya

ÇEVİRİ | Kapitalizm İnsanlığı Tehdit Ediyor!

"Çözüm seçeneği savaşa, nükleer silahlara ve nükleer enerji merkezlerine karşı etkin bir direniş ve gerekli çevre önlemlerinin adalet ve kararlılıkla uygulanmasında talepte bulunmaktır. Ama o zaman kapitalizmi de ait olduğu yere göndermeliyiz: Tarihin çöplüğüne."

Şuanda önemli bir uzay ulusu (uzay araştırmaları ulusu -ÇN) olmasıyla ilgili İsveç’in rolü kutlanıyor.

Kiruna’daki uzay merkezinin yangınları izleyerek çevremizi kurtardığını ve de gelişmiş uzay ve iklim araştırmaları yaptığını öğreniyoruz.

Askeri rolünden söz edilmiyor, ABD’ye fotoğraflarının aktarılması ve bunların insanlara, suçsuz erkek, kadın ve çocuklara dron saldırılarının gerçekleştirilmesinde kullanıldığı gibi.

İsveç’in, sivillerin kendilerini korumaya fırsat bile tanımadan öldürülmesiyle insanlığa suç işlemede katkı sağlaması savunma bakanı Peter Hultqvist’i endişelendirmiyor. O’nun görevi gizlice hükümetin söylemlerine ters politika yürütmek.

O İsveç’i NATO’ya yakınlaştırıyor. O ABD’nin İsveç’e nükleer silah sokma hakkı veren ve bunu İsveç topraklarından ateşleyebilen devasa dronların kullanımına izin veren Värdlandsavtalet’i (İsveç’le NATO arasında sağlanan anlaşma -ÇN) savunuyor.

Denge sağlamak açısından feminist dışişleri bakanı rolünü doldurmak ve İsveç’in gerçek gündemini gizlemek üzere Margot Wallström’e görev verilmiştir. Gerek İsveç’te, gerekse dünyada birçok insan O’nun Filistinliler’e, barış çalışmalarına ve nükleer silahlara karşı mücadelesine inanmıştır. O’nun İsveç’in BM’nin nükleer silahlanmanın yasaklanması konvensiyonunun altına imza atması için mücadele etmemesi bu yüzden “korkakça ve alçakça” kendisine inananlara karşı ihanettir.

Daha da  alçakçadır çünkü  nükleer silahların kitle imha silahları olarak ayrı bir konumu vardır. Bu, toplu imha silahı olarak büyük bir nükleer silah savaşında kullanıldığı durumunda gezegenimizi insan hayatı için kalınamaz yapabilir. Eğer yalnızca dünyadaki mevcut nükleer silahların %1’i dahi kullanılsa bu toplu ölüm ve çevre tahribatı ile kötü hasat ve kitlesel açlıkla sonuçlanır.

Buna rağmen ABD şimdi nükleer silahları herhangi bir silah olarak tanımlıyor. Eleştirmenleri şaşırtmak için ”küçük nükleer silah”lardan söz ediyorlar, Hiroşima ve Nagasaki’de kullanılan atom bombalarından daha güçlü olmalarına rağmen.


“İsveç dünyadaki silah sanayicilerinin silahlarını deneyebilecekleri bir oyun alanı”

Margot Wallström’ün hainliğinin altında yatan neden hiçbir anlaşmanın İsveç’le Wallenberg’in (İsveç ekonomisine yön veren en güçlü ailelerden biri -ÇN) silah ihracatçısı rolüne ve NATO için önemli bir ulus olmasına zarar verememesi yatıyor. İsveç bugün dünyadaki silah sanayicilerinin yeni silahlarını deneyebilecekleri bir oyun alanı. Kuzeyde Belçika’nın yüzölçümü kadar küçük bir alanda ülkeler düzenli olarak askeri tatbikatlar düzenliyor. Lüleåhavaalanı büyük ölçüde askeri. Gävle limanının NATO’nun Norveç’te depolayacağı silahları için bir transitliman olarak kullanılması düşünülüyordu.

Çevre tartışmalarında insanın faaliyetlerinin dünyanın çeşitli ekosistemlerini ve çalışma biçimini etkileyen antroposende yani insan çağında yaşadığımızdan söz ediliyor. Günümüze verilen adın aslında ”kapitalosen” olması gerekiyor, kapitalizmin çağı. Bu tanımlama Mattias Hagberg adındaki eleştirmen tarafından türetilmiştir ve o haklı olarak çevre kriziyle ilgili temel sorunun kapitalizm olduğunu çünkü kapitalizmin çalışabilmesi için sürekli olarak bir kaynak tüketiminin peşinde olduğunu belirtiyor.

Yenilebilir enerjiye dönük ciddi yatırımlar yapılmış olmasına rağmen karbondiyoksit emisyonu bu yüzden artmaya devam ediyor. Kapitalizmin çevre sorununu çözmedeki kabiliyetsizliğini eleştirenleri susturmak için nükleer enerji artan enerji gereksiniminin çaresi olarak sunulmuştur. Nükleer enerjinin hem pahalı hem de çok da tehlikeli olmasına rağmen AB-Komisyonu ve İsveç AB-Komitesi bu durumu desteklemiştir.

Nükleer enerjiye dönük karşıtlığı kırmak için günümüz nükleer enerji sentrallerinin güvenli olduğuna dair yalan yayabilmek için yoğun bir lobi çalışması yapılıyor ve aynı zamanda radyasyonlu atıkların depolanmasıyla ilgili sorun çözülmediği gizleniyor.

Güvenli depolama nefes kesen 100 bin yılı başaracak. Bu, depolamanın yerkabuğunun birçok buz devri geçirerek etkilenmesine dayanabilmesi anlamına geliyor. Gelecekteki insanlara hangi dil ve hangi teknikle tehlikeyi aktarabileceğiz? Neandertallerin yok olması üzerinden sadece 30 bin yıl geçmiş.

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu, Euratom, mecburi olarak gıda içinde radyasyonlu maddelerle ilgili yeni sınır değerleri ortaya çıkardı. Bu değerler eskisine göre çok daha yüksek çünkü Euratom bizim sağlığımızdansa toplumsal ekonomik sonuçları göz önünde tutuyor. Sınır değerleri olası bir reaktör kazası durumunda ya da ”başka radyolojik acil durum” sırasında geçerli olacak. Nükleer silahların kullanılması durumundaki gibi?

Euratom yerden yayılan radyason nedeniyle taşınma bedeli hakkına sahip olmakla ilgili hangi sınır değerlerinin geçerli olacağına dair bir açıklama yapmadı. Bildiğimiz, Japonya’daki nükleer santral faciasının sınır değerlerinin Çernobil’deki faciada kullanılan değerlerden 4 kat yüksek olduğu ve bunun orada oturmaya devam etmek zorunda kalanlar üzerinde radyasyon hasarlarına yol açma riskinin arttığıdır.

Kapitalizmin insan, çevre ve hammadde üzerindeki sınırsız kullanımı daha büyük sosyal huzursuzluklara, göç dalgalarına, silahlı çatışmalara ve ekonomik krizlere yol açmıştır. Bu nedenle başta ABD ve AB olmak üzere büyük emperyalist güçler petrol, su, metaller, tarım arazileri ve balık suları gibi önemli kaynakların kontrolünü alabilmek veya elde tutabilmek için kendini daha fazla donatıyor. Başkalarının sırtları üzerinden iyi yaşamaya devam edebilmek adına korkusuz bir umutla savaş ve çevre krizlerinin neden olduğu su ve gıda eksikliği nedeniyle oluşan göç dalgalarını dışarıda tutabilmek adına sınırlarını koruyorlar.

“Kapitalizmi de ait olduğu yere göndermeliyiz: Tarihin çöplüğüne”

 

Çevre araştırmacıları ve düzeni eleştiren çevre hareketi günün ekonomik düzeninin kaynak, çevre ve doğa krizini çözemeyeceğini fark etti. Çıkış noktasının tüm insanların iyi bir yaşam hakkına sahip olması, ekosistemin kaldırabileceği ölçü içerisinde kalmamız gerektiği ve dünyanın kaynaklarının gelecek kuşaklara kalabilecek şekilde üretimin planlanmasının gerekli olduğunu anladılar.

Soru hangi seçeneğin kazanacağı. Bu sana, bize, İsveç’in ABD ve AB ile yeni savaş ve göç tradejileri yarışına devam edip etmemesine bağlı.

Çözüm seçeneği savaşa, nükleer silahlara ve nükleer enerji merkezlerine karşı etkin bir direniş ve gerekli çevre önlemlerinin adalet ve kararlılıkla uygulanmasında talepte bulunmaktır.

Ama o zaman kapitalizmi de ait olduğu yere göndermeliyiz: Tarihin çöplüğüne. (Çeviri: Özgür Gelecek)

*Ara başlıklar ÖG’ye attir.

(Elsa-Lena Åström, Proletären (KP Yayın Organı -ÇN), 31.07.2019)

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu