GüncelManşet

DİSK-AR: “Baraj Oyunu İşçileri Örgütlü İradesi İle Bozulacaktır!”

 

H.Merkezi: DİSK-AR (DİSK Araştırma Enstitüsü), yayınladığı “Sendikalar ve Yetki Sorunu” adlı raporla birlikte, açıklanan sendikalı işçi sayılarını ve sendikalaşma oranlarını değerlendirdi. Raporda sendika barajları ile milyonlarca işçinin toplusözleşme hakkının gasp edilmesi planının adım adım işlemeye devam ettiği tespiti yapıldı.

6356 sayılı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi ” hakkında kanun gereğince Ocak ayında açıklanan işçi sayıları ve sendika üyesi işçi oranları ile ilgili istatistikleri değerlendiren DİSK-AR; %3 baraj uygulaması ile birlikte işçilerin %51’inin toplu sözleşme hakkının gasp edildiğinin ve işçilerin %31’inin ise tek sendikaya mahkum edildiğinin altı çizilerek, 7 iş kolunda işçilerin yetkili sendika bulamayacağını ve 6 tane TİS yetkisi olan sendikanın da baraj altında kalacağını belirtti.

 Devletin bu yaklaşımla birlikte yandaş sendikaları geliştirerek işçileri örgütsüz bıraktığını savunan DİSK-AR raporda “İşkolu barajının sözde düşürülmesine rağmen yasa öncesi toplu sözleşme imzalayamayan yalnızca 3 sendika, toplu iş sözleşmesi imzalayabilir hale gelmiş bu sendikaların hükümete yakın Hak-İş üyesi sendikalar olması ve siyasal iradenin müdahalesi ile örgütlendiği gözlemlenmektedir.” dedi.

Rapor’da Taşeron işçilerin durumlarına dair değerlendirmeler de yapılarak, birlikte çalışan işçlerin farklı¨iş kollarında gösterilmesi suretiyle işçilerin örgütlenmesine darbe vurulmöaya çalışıldığı belirtildi. “Sağlık sektörü başta olmak üzere pek çok sektörde binlerce taşeron işçisinin sendikal hakları gasp edilmektedir. Yeni yasadan güç alan taşeron şirketler yaptıkları tek taraflı SGK bildirimlerinde işçileri ayrı ayrı işkollarında göstererek, taşeron işçiler ve onların sendikaları için yetki gaspına yol açmakta, bu ihlaller Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.”  İfadelerine yer verilen raporda konu ile ilgili yargı kararlarının görmezden gelindiği vurgulandı.

Barajla birlikte 7 sektörde 5 milyon 870 bin işçinin toplu sözleşme hakkının gasp edildiğinin ve 8 iş kolunda sözleşme yetkisi olan tek sendika kaldığının belirtildiği raporda; Çalışma ve sosyal güvenlik Bakanlığı’nın verilerinin sağlıksız ve tutarsız olduğu belirtildi ve “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sendikal barajlara esas olacak verileri SGK üzerinden temin etmektedir. Kurum daha önceki istatistiklerde kendi oluşturduğu verileri kullanıyordu. SGK verilerindeki işçi sayıları ÇSGB’nin açıkladığı verilerin çok daha üzerinde. Ancak başka bir devlet kurumu olan Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) de, kayıtlı işgücü istatistiklerini farklı açıklıyor. Ocak 2014 istatistiklerinde ÇSGB sendikal barajlarda 11 milyon 882 bin kişiyi esas aldı. Bu rakam Temmuz 2013 için 1 milyon kişi artış gösterdi. TÜİK Ocak 2012 Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre 12 milyon 610 bin kayıtlı ücretli vardır. Bu ücretlilerin 2 milyon 700 bini kamu emekçisi statüsünde olup değerlendirme dışıdır. Buna göre TÜİK’e göre kayıtlı ve işçi statüsündeki ücretlilerin sayısı 9 milyon 910 bindir. SGK verileri ile bu veriler arasındaki fark mevcut hak gasplarına neden olan yasayı iyice geriletmektedir.” denildi.

Baraj uygulamasının ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun; Anayasa’da güvence altına alınan örgütlenme hakkına ve Uluslar arası Hukuka aykırı olduğunun anlatıldığı raporda, İLO’nun 87 ve 98 nolu sözleşmelerinin de baraj uygulamasının karşısında olduğu savunulup “İşkolu barajı, ILO Sözleşmeleri’ne aykırıdır ve ILO denetim organları Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine 20 yılı aşkın süredir, işkolu ve işyeri barajlarının tümüyle kaldırılması gerektiğini söylemektedir. Ancak AKP hükümeti Türkiye’nin uymakla yükümlüğü olduğu ILO Sözleşmelerine aykırı bir yasa çıkarmış olup bu yasayı uygulamaktadır.” diyerek yasa teşhir edildi.

Sonuç bölümünde; devlertin işçi- işveren ilişkisinde belirleyen rolüne 12 Eylül darbesi döneminde çıkan yasalarla girdiği belirtilerek AKP’nin 6356 sayılı yasa ile işçi adına hangi sendikanın yetkili olacağına doğrudan müdehale ettiğinin altı çizildi. Hükümetin bugün; taşeron işçilerinin sendika üyeliklerinin mahkeme kararlarına rağmen yok sayıldığının, sendikaların üye sayılarına, yandaş sendikaların çıkarları adına müdahale edildiğinin yine grev hakkının yok sayıldığının belirtildiği rapo şu ifadelerle sonlandırıldı: “İşçinin örgütlenme iradesi, Anayasal hakkı, alın teri, masa başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarının keyfiyetine emanet edilmiştir. Sendikalar yetkiyi dünyanın her yerinde devletten değil, işçiden alır. Sendikalar için baraj olmaz. İşçinin örgütlenme iradesine baraj olmaz. Bırakın işçiler özgürce örgütlensin, sendikalarını özgürce seçsin. Koyun tüm işyerlerine sandığı kim çıkarsa o işçi adına toplusözleşme yapsın. Ama siyasal iktidar 12 Eylül ruhunu elden bırakmamaktadır. Askeri darbenin izinden yol almaya devam etmektedir. Sonra darbe karşıtı kesilmektedir. Hükümet çalışma hayatına yapılan bu darbeyi katmerleyerek diktatör sıfatına ne kadar layık olduğunu göstermiştir. Demokrasi keyfiyet rejiminin ismi değildir. Bu istatistik, yetki, baraj oyununu işçilerin örgütlü iradesi ile bozulacaktır.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu