Makaleler

Egemenlerin kan damlayan kılıcı karşısında militan ve ihtilalci mücadelemiz kazanacak!

2013 yılı sınıf mücadelesinin ülkemiz topraklarındaki seyrine kitlelerin daha önce karşılaşmadığımız büyüklükte öfkesine ve isyanına tanıklık ederek yeni bir mücadele yılına evrilmiş, işçi ve emekçiler bir bütün ezilenler birikim ve deneyim halkalarına yenilerini eklemiş daha da zenginleştirmiştir.

Ülkemiz egemenlerinin baskı, sömürü ve katliam üzerine inşa ettikleri tarihleri karşısında her daim işçi ve emekçilerin, gençliğin, ezilen inanç ve milliyetlere mensup halkların mücadeleleri de var olmuş, geçmişten günümüze kendi mücadele ve direniş öykülerini yazmışlardır! Küçük ve cüretli adımlarla yola koyulanlar kendilerinden öncekilerin ayak izlerine basarak suskunluğu boğmaya, işçi grevlerinden, toprak işgallerine, halk gençliğinin kabaran öfkesine uzanan bilinç ve eylemleriyle yeniden tarih sahnesinde yer edinmeye başladılar. Faşist Türk devletinin mahareti 50 yıllık suskunluğun bozulmasını önleyememiş, bastırarak, perdeleyerek gizlediği gerçekler proleter devrimcilerin elinde ifşa edilmiş, aydınlanmanın, örgütlenmenin rotasına sokulmuştur. Sınıf mücadelesi egemenlerin kan damlayan kılıcı karşısında ideolojik muharebelerle bilenmiş militan ve ihtilalcı bir hatta çekilerek devrimden çıkarı bulunanlara şafağı göstermiştir. 

Sınıf mücadelesinin doğası bedel ödeme, ödetme yasası üzerine kuruludur. İnsan üzerinde kölece emellerin, sömürü ve baskının ortaya çıktığı günden bugüne yaşam ömrünü zorbalıkla uzatmaya çalışanlarla ona karşı mücadele edenlerin kıyasıya savaşımına sahne olmuştur. Bundandır ki hırçın sularda boğularak katledilenlerin, idam sehpalarında urgana çekilenlerin, kurşuna dizilerek, işkencehanelerde parça parça kesilerek katledilenlerin ve daha nicelerinin kaybı sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı bilincinin nişangahına oturtanların kendilerini hazırladıkları bir son olmuştur. Sınıf mücadelesinin yükselen tuğlalarını yaşamları, mücadeleleri ve ölümsüzleşmeleriyle örenlerin kaçınmadıkları bu soylu amaç uğruna ölüme koşanlar her daim olacaktır.

Ülkemiz sınıf mücadelesinin küçük ve cüretli atılan ilk adımlarından, Gezi İsyanı’na uzanan mayalanma yenilgilerin ve zaferlerin, kayıpların ve kazanımların öğreticiliğinde yaşamın gerçek sahiplerini taçlandırmış hiçbir şeyin boşuna olmadığını göstermiştir. Yoksulluk, işsizlik ve sefalete mahkum edilenler, “kentsel dönüşümle” yaşamları tarumar olanlar, inançları, kimlikleri asimilasyon politikalarıyla saldırıya uğrayanlar, şiddet ve nefret saldırılarının hedefi yapılan kadınlar, ötekiler, geleceksizlik sarmalında tutulan gençler, yaşam tarzlarına, düşüncelerine, özgürlüklerine saldırılanlar birleşerek, ayaklanarak zorbalığın yüreğine korku saldılar. Gazlarını, plastik mermilerini, TOMA’larını, eli palalıları, sopalıları, envai polis şiddetini hükümsüz kılarak; ancak gözlerinden vurularak, öldüresiye dövülerek, kurşunla, gaz fişeğiyle ölümü karşılayarak ayaklanmanın narin evlatlarından ayrıldıklarımız, ölümsüzlük kervanına uğurladıklarımız oldu. Kaç mevsimdir uyuyan, ayaklanmanın saatine uyanışını ayarlayan çocuklarımız var. Faşist zulmün acı arsızı yaptığı ailelerimiz şimdi yüreklerine acılarını paylaşanları koymakta, bağrına bastıklarıyla mücadele mevzisinde yerlerini almaktadır. Şehitler, gaziler, tutsaklar daha büyük ayaklanmaların habercisi olan bu ilk kalkışmada işaret fişeği olmuşlar, kitlelerin öfkesinde ve bilincinde hak ettikleri yeri almışlardır.

“Bozuk düzende sağlam çark olmaz” sözünün haklılığı egemen sınıfların ezilenler karşısındaki haksızlığını kanıtlar nitelikte yolsuzluk ve rüşvet tezgahıyla yeniden ifşa olmuşlardır. Halkın emeği ve alın terinden çalınanların haddi hesabı yoktur. Kasaların, ayakkabı kutularının çil çil paralarla halktan soyularak doldurulduğu,  rüşvet ve yolsuzlukla egemenler arasında yaşanan dalaşın pisliklerinin her gün biraz daha ortalığa saçıldığı bugünlerde meydanları dolduranlar, sokakları tutuşturanlar yeni isyanları muştulamaktadır. Yeni isyanlar, ayaklanmalar bizleri beklemektedir.

Parti ve devrim şehitlerini anacağımız ocak ayı ve son hafta gerçekleşecek anma etkinlikleri şehitlerimizi anma bilinciyle kitlelerin öfkesiyle birleşerek sınıf mücadelesine daha fazla sarılmayı ve atılmayı görev olarak bizlere yüklemektedir. Faaliyetimizin politik karakterinin tüm öğelerini taşıyacak olan şehitlerimizi anma süreci onların ideallerine kilitlenen bir netlikle yaşama ve sınıf mücadelesinin gidişatına müdahaleyi içermektedir. Bu nedenledir ki onları anmak ve sahiplenmek politik süreci doğru okuyarak, kitleleri örgütlemeye seferber olmaktır. Her kim bu amaçtan yoksun şekilde şehitlerimizi anmaktan ve sahiplenmekten bahsediyorsa sadece yas tutuyor demektir. Oysaki proleter devrimcilerin yas tutmaya değil, sınıf kinini ve öfkesini zulmün kalelerini sarsacak kitleleri örgütlemesine ihtiyaç vardır. Şehitlerimizi anmanın politik içeriğinin bu bakış açısıyla doldurulması, öfkemizin şehit yoldaşlarımızın mezarı basında en kitlesel şekilde haykırılması önemli ve olması gerekendir. Daha fazlasının hak eden şehitlerimize layık olmak onlardan öğrenmesini bilen mütevazi adımlarla yürüyerek devrimin dikenli yollarını temizlemekten geçmektedir. Şehitlerimizin devrimi örgütleyen maharetli ellerine tutunarak, politik iktidar bilinçleriyle aklımızı ve yüreğimizi ısıtarak, altınçağa diktikleri gözlerinin bakışlarıyla kesişerek gücümüzü ve enerjimizi örgütlenmeye, savaşmaya ve kazanmaya kilitlemeliyiz!

Yaşadıkları acılar ve özlemlerle çınarlaşan şehit ve tutsak ailelerimiz yaşamın ve mücadelenin tüm bu gerçeklerinin içerisinde, ortasındadır. Faşist devletin saldırılarının en fazla etkilediği, örselediği kesimlerin arasında yer almaktadır. Devletin halk üzerindeki dayanılmaz baskısına isyan ederek mücadeleye atılan evlatlarının “peşinden” o en büyük acıları yaşamak zorunda kalarak yürüyen ailelerimiz mücadelemizin örgütlenmesinde önemli bir yer kaplamaktadır. Yaşadıkları acıların tecrübelendirdiği ailelerimiz paylaşan, eğiten, öğreten engin bir bilgeliğe, güven yaratan güce, sabra ve metanete sahiptir. Onlardan öğreneceklerimiz, ideallerinin takip ettiğimiz yoldaşlarımızın gurur kaynağı olmaktadır.

Bir kez daha ölümsüzlüğe uğurladığımız şehitlerimizin, tutsaklık durağında tecrit saldırısına direnen yoldaşlarımızın ve devrimcilerin bu köhnemiş ve çürümeye yüz tutmuş düzeni hedef alan öfkelerini,  isyanlarını selamlıyor, acılarla örselenmiş ve bilenmiş ailelerimizin mücadelesini sahipleniyoruz. 

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu