Manşet

Ekonomi iyiye gidiyor, peki bu zamlar ne ola!?

Eylül ayı ortalarında TÜİK, 2012/6 Aylık (2012’nin ilk 6 ayı) ekonomi verilerini açıkladı. Rakamlar 2011’de “rekor kıran”, “büyüme hızında dünya ikincisi” olan TC ekonomisinin iç yüzünü gösterdi. TÜİK verilerine göre büyüme hızı % 3, işsizlik % 8 ve bütçe açığı 9 milyar TL olarak gerçekleşti.

Ne oldu da geçen yıl büyüme hızında ikinci olan TC ekonomisi, bu yılın daha ilk 6 ayında sert bir düşüş yaşadı? Sorunun yanıtı 2011 ekonomisinde saklı.

2011’de yakalanan % 8,5’lik büyüme, nitelik olarak gerçek büyüme değildir. Gerçek büyüme, sanayi üretimindeki artışla yaşanan büyümedir. 2011’deki büyüme; cari açık (dışarıdan bulunarak içeride harcanan döviz), ucuz ihtilat yoluyla gelen malların tüketimi ve buna paralel iç tüketim artışından gerçekleşti.

Geçtiğimiz yılın sonunda milli gelir 772 milyar TL oldu. Cari açık 77 milyar TL’ye ulaşarak milli gelire oranı % 10’a çıktı. Bu oranla TC, dünya rekoru kırdı. Aynı zamanda ekonominin üretimden gelen sermayeye değil, dışarıdan gelen sermayeye bağımlılığı da artırmış oldu.

IMF, Küresel Finans İstikrar Fonu raporunda 2011 TC ekonomisi için özetle; “Yüksek sermaye girişleri ile aşırı ısınan ekonomilerden biri… Kamu maliyesinde kemer sıkılmalı… G20’de yer alan 16 ülkenin yakın gelecekte kriz olasılık tahmininde kritik eşik olarak belirlenin 3.0’lık değeri aşan 4 ülke var. Türkiye 7.61’lik değer ile liste başında yer alıyor…” deniliyor. (Aktaran Korkut Boratav, 27.09.2011 Birgün)

2012 yılına devreden TC ekonomisinin gerçek yüzü böyle. AKP hükümetinin “iyi”, “krizden en az etkilenen” dediği ekonomi budur!

Bilindiği gibi TC ekonomisi “sıcak para” ve ucuz ithalata bağımlı hale getirildi. Dolayısıyla ekonomi, sıcak para giriş-çıkışından önemli derecede etkilenen, kırılgan bir yapıya sahip. 2011 yılında 10 milyar dolar olan sıcak para akışı, 2012 Haziran’ında 7 milyar dolara düşmüş. Emperyalist finans sermayesinin bu kaçışı ekonomik gerilemenin önemli etkenlerden biridir.

Savaş ekonomisi politikası açığı büyütüyor

Yaşanan gerileme bütçeye de yansımıştır. 2012/6 Ay bütçe geliri 220 milyar TL, gideri 229 milyar TL, bütçe açığı 9 milyar TL’dir. Bu rakamlara göre devlet ürettiğinden fazlasını harcamıştır. Bu harcamanın büyük bir bölümünü kamu maliyesi kapsıyor. Devlet, Ulusal Hareketle mücadele eksenli yeni kadrosal yapılanma ve askeri harcama yapıyor. Savaş harcamalarında da hiçbir kesinti yapılmıyor. Dolayısıyla izlenen bu savaş ekonomisi politikası bütçe açığına neden oluyor. Devlet bu açığı kapatmak için, yeni vergi, yeni zamlarla emekçi yoksul halkımızın cebindeki üç kuruşa göz dikmiş durumda.

Vasat ekonomi tablosuna rağmen öne çıkarılan konu işsizliğin % 9.2’den % 8’e “düşmesi”dir. Fakat ortada bahsedildiği gibi düşen bir işsizlik oranı da yok. TÜİK “işsizlik düştü” derken aynı zamanda istihdam oranı da açıklıyor: % 2.7! Büyüme oranının (% 3) gerisinde kalmış olan istihdamda işsizlik nasıl düşer?

Suriye halkına falcon füze

Kırılgan bir ekonomiye sahip Türkiye’de yaratılan suni ekonomik gündemlerin hiçbir gerçekliği bulunmadığını belirttik. Büyüme safsatalarının tedavül tarihi bulunmadığı için bol bol meydanlara dökülerek gerçekler manipüle ediliyor. Türkiye’nin savaş ekonomisi politikasını sürdürdüğünü belirtmiştik.

Özellikle Suriye’ye yönelik saldırının ardından askeri harcamalara daha fazla bütçe ayırma çabası içinde olan Türk hakim sınıfları, emekçi halkı zam bombardımanına tuttu. Sıcak para akışı ile devlet bütçesini diri tutmaya çalışan TC, cari açık gerçeği karşısında giderek kaygılanıyor.

Ekim ayı itibari ile akaryakıt, alkollü içecekler, har(a)çlardaki ÖTV zamlarının ardından zam furyasına doğalgaz ve elektrik de eklendi. Enerji fiyatlarında bir artış yaşanmadığı ifadeleri gerçeği yansıtmıyor.

TMMOB’un araştırmalarına göre 2011 yılı Ekim ayı başında doğalgaz fiyatlarına yapılan yüzde 15’lik zammı, Nisan 2012’de yapılan ve konutlara yansıması yüzde 20 olan zam izlemişti. 1 Ekim’de yapılan ve konutlar için yüzde 11,48 oranında olan zamla, son on üç ayda yapılan zamlar toplamda yüzde 53,8’e vardı.

İşte enerji fiyatlarında yaşanmayan zam gerçeği! Bunların yanında dünyada yaşanan gıda krizi nedeniyle temel gıda ürünlerinde de zam bekleniyor.

Yaşananlardan kârlı çıkanı tartışmaksızın TÜİK’in açıkladığı gelir paylaşımı oranları durumu açık bir şekilde gösteriyor.  Toplam gelirden en zenginlerin aldığı pay % 46.4, en yoksulların aldığı pay % 5.8 oranındadır.

Taşıma su ile döndürülen ekonomideki tüm zarar emekçi, yoksul halkımızın sırtına vergi, zam, kemer sıkma olarak yükleniyor. Elde edilen tüm kâr egemen sınıfların cebine indiriliyor. Emekçi halkımıza reva görülen yaşam, işsizlik ve yoksulluk oluyor.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu