GüncelMakaleler

EMEK | Köylünün Ayağındaki Pranga: Banka Kredi Borcu!

"Siyasi iktidar partisinin uyguladığı politikalara örgütsüz oluşu nedeniyle karşı koyamayan köylü-küçük üretici kendi öz gücünü kolektif bir bütünlük haline getiremediği sürece kredi borçları altında parpa parça yok olacaktır"

Tarım Bakanlığı’na yanıtlaması için verilen, “Çiftçinin bankalara olan kredi borcu miktarı ne kadar”dır sorusuna Bakan Bekir Pakdemirli: “Çiftçilerin bankalara olan kredi borcu ticari sırdır” diyerek cevap vermiyor.

Tarım Bakanlığı tarafından köylünün küçük üreticinin kredi borcu “sır” gibi saklansa da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nun açıklamış olduğu verilere göre “2019 yılı sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk Bankacılık sektörünün Tarım alanında kullandığı kredi miktarı bakiyesi bu yılın temmuz ayının sonunda 123,5 milyar liralık borcun 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası da takipteki kredi miktarı.

BDDK verilerine göre 2019 Temmuz’dan 2020 Temmuz’a kadarki süreçte çiftçinin batık kredi oranı yüzde 19,5 artmıştır. Bankalara olan borcun 73,4 milyar lirası Ziraat Bankası’na geri kalanı ise diğer bankalaradır.

Çiftçi, köylü, küçük aile işletmeleri tarımsal üretim faaliyetlerini sürdürebilmek için neden bankadan kredi çeker? Niçin ödemeyecekleri borç yükünün altına girip iflas eder? Bu sorunun cevabı bellidir, yaşamlarını sürdürebilmek için başka bir seçeneklerinin olmamasıdır.

AKP iktidarının tarımsal alanda uygulamış olduğu “tarımı tasfiye etme”, “çökertme” politikası köylüye başka bir imkan sunmadığı için üretici ödeyemeyeceği kredileri çekmek zorunda kalır.

Siyasi iktidar partisinin sorun çözme politikası “çökertme” üzerine kurulduğundan sorunu çözmek o şeyin yok edilmesinden başka bir şey olmuyor. Tarım alanında uygulanan neo-liberal serbest piyasa politikası köylünün üzerindeki borç yükünü onlarca kat arttırarak üreticinin altında kalkamayacağı bir yüke dönüştürmüştür.

2020 yılında çiftçilerin, köylülerin bankalara olan borcu 2,4 milyar lira iken 2020 yılında 123,5 milyara yükselmesi tarımın çökertilmeye çalışılmasının sonucudur. Tarım sektörünün BDDK Temmuz 2020 verilerine göre bankalara olan kredi borcu 123,5 milyar lira olarak görülse de bu oran üreticinin gerçek borç miktarı değildir.

Gerçek borç bunun çok daha ötesinde olduğu için köylünün kredi borcu Tarım Bakanlığı tarafından “ticari sır” denilerek açıklanmıyor. BDDK’nın açıklamış olduğu veriler üreticinin bankalara olan resmi tarım kredisi verileridir. Türkiye’de küçük üretici bankadan tarım kredisi çekmek istediğinde karşısında birçok bürokratik engel çıkarıldığı için “tarım kredisi” olarak kabul edilmiyor.

Bunun yanı sıra çiftçi, köylü/küçük üretici Tarım Kredi Kooparatiflerinden kredi çeker, bulundukları bölgelerdeki zirai bayilerden, tüccarlardan, tefecilerden, eş-dost-akrabadan yani bir sonraki yıl üretim yapabilmek için çevresinde borç para alabileceği kim varsa onlardan “piyasa dışı faizle” borç alır. BDDK tarafından açıklanan tarım kredi borcu görülenin bir kısmıdır.

Köylü neden bankalardan kredi çekmek borçlanmak zorunda kalıyor sorusuna verilecek yanıt çok basittir, çünkü yaşamını sürdürebilmesi, ailesinin geçimini sağlayabilmek için tarlasını – bahçesini ekmek zorundadır.

Üretim yapmadığı taktirde kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayamayacağı açıktır. Bu da köylünün ödeyemeyeceği borç yükünün altına girmesine neden olmaktadır.

Küçük üretici, hasat sonu elde ettiği parayla bir önceki sezon borçlandığı yerlere borcunu ödeyebilmeli ve elinde para kalmalı ki sonraki yıl üretim yapabilecek birikimi, altyapıyı oluşturabilsin. Siyasi iktidar eliyle uygulanan neo-liberal tarım politikası Türkiye’de tarım sektörünü çökertme noktasına getirmiştir.

Özellikle çıkartılan tarım kanunları sonrasında köylü ürününden kar elde etmek şöyle dursun kimi zaman girdi maliyetini karşılayamaz olmuş, bir sonraki sezona yeni borç yüküyle başladığı için de var olan borç istikrarlı bir şekilde her yıl katlanarak artmaya başlamıştır.

Köylünün bankalara, tüccara, tefeciye olan borcunun katlanmasının nedeni kuşku yok ki siyasi iktidar partisi ve onun uluslararası gıda ve ilaç şirketleriyle kurmuş  olduğu ilişki biçimi ve sonuçlarıdır.

Bu ilişkilenme biçiminin niteliği iktidardaki mevcut partiye has bir ilişkilenme biçimi değildir. Emperyalist kapitalist rejime göbekten bağımlı yar-sömürge ülkelerde iktidara (hükümette) komprador burjuvazinin hangi kampının siyasi temsilcisi kliğinin bulunmasının (pek de) önemi yoktur.

Emperyalist kapitalist ülkelerle ekonomik-siyasi ve askeri ilişkilenme biçimi hükümetler üstü bir sınıf (devlet) politikasıdır. Hal bu şekilde olsa da hükümete gelen hakim sınıf temsilcilerinin emperyalistlerin politikalarını uygulamada istek, azim ve kararlılığı belli derecede değişkenlikler oluşturabiliyor. 1980’ler sonrası DB, IMF, DTÖ’nün Türkiye’ye dayattığı tarım yapısal uyum politikalarının özünü “devlet (kamu) – köylü ilişkisinin çözülerek yerine sermaye – köylü ilişkisinin alması” oluşturur.

1980 ile 2020 yılları arası hükümete gelen siyasi partiler bu doğrultuda hareket etmiş, çıkardıkları yasa ve yönetmeliklerle belli düzeyde yol kat etmişlerdir. Köylüye, tarıma asıl büyük darbeyi vuran, çökerten uygulamalar ise mevcut iktidar partisi tarafından yapılmıştır.

Çiftçinin, köylünün bankalara olan kredi borçlarına ve bu borçları ödeyememe nedenlerine kısaca  bakacak olursak; “desteklenen ürün sayısının azaltılması”, “Tarımsal sübvansiyonun düşürülmesi”, “Destek ödemelerinin zamanında yapılmaması”, “Tarım ürünlerinde piyasa dengelemek adına yapılan ithalat – ihracat”, “girdi maliyet kalemlerinin döviz kuruna bağlı olması”, “Tarım kredi kooparatiflerinin köylüye düşük faizle kredi vermemesi”, “Büyük şehir yasasıyla bir gecede binlerce köyün kırsal alan statüsünden çıkarılıp mahalle statüsüne alınması nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan su ve elektriğin sanayi fiyatına faturalanması”, “sözleşmeli tarım” vb. listeyi daha da uzatabiliriz.

“18 Nisan 2006’da 5488 sayılı Tarım Kanunu”nun çıkartılmasından sonra coğrafyamızda tarımsal üretim emperyalist kapitalist çok uluslu gıda ve ilaç tekellerinin kontrolüne geçmiş “sokulmuş, emperyalist tarım şirketleri dış pazarda olduğu gibi iç pazarda da belirleyici güç konumuna gelmiştir.

Bunu basit bir örnekle açıklayacak olursak (Birçok örnek gösterilebilir ancak son zamanlarda Yunanistan’la karşılıklı çıkartılan gerginlik, savaş söylenceleri eşliğinde yapılmakta olan pamuk ithalatına bakmak yeterli olacaktır.) Türkiye’nin pamuk ithalatına bakmak yeterlidir.

Son 30 yılda 337 bin hektar pamuk ekim alanı azaldı. Son 25 yılda ise Ege Bölgesi’nde yüzde 65 oranında pamuk ekim alanı azalmıştır. AKP iktidarı döneminde 13,3 milyon ton pamuk ithalatı yapıldı ve %15’i Brezilya’dan yapıldı. Türkiye dünyada en çok pamuk üreten ülkelerden biri iken üretimde dünya sıralamasında bile yer almayan Yunanistan’dan pamuk ithalatı yapıyor. Yerli üretici pamuktan kar elde edemediği için üretimden çekiliyor veya başka ürünlerde şansını deniyor.

Ekim ayında pamuk hasadı başlarken Yunanistan’dan pamuk ithalatı yapılacağı açıklanması, pamuk daha tarladayken fiyatının düşmesine neden oldu. Böylece, köylü hasadını toplamadan zarar ettirildi.

Uluslararası Tarım tekelleri AB, Türkiye’de ne kadar alana pamuk ekildiğini biliyor, ne kadar pamuk toplayacağını, ne kadar pamuk ihtiyacı olacağını ve ne kadar pamuk ithalat yapacağını hazırladıkları tarım raporları ile biliyorlar. Yunanistan’a Türkiye’ye pamuk satması için pamuk ektiriyorlar.

Emperyalist kapitalist tarım tekelleri dünya tarım piyasasını kontrol altında tuttukları gibi ülkemizdeki tarım piyasasını da kontrol altında tutarak, köylünün her yıl düzenli olarak tarımsal üretimden zarar ettirerek büyük borçlar eşliğinde üretimden çekilmeye zorluyor. Sadece ağustos ayında 1000’in üzerinde köylünün bankalara olan borcu nedeniyle toprakları haciz yoluyla satışa çıkarılmıştır.

Siyasi iktidar partisinin uyguladığı politikalara örgütsüz oluşu nedeniyle karşı koyamayan köylü-küçük üretici kendi öz gücünü kolektif bir bütünlük haline getiremediği sürece kredi borçları altında parpa parça yok olacaktır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu