Makaleler

“Hayata” en kanlı “dönüş”!

Tanrı insanlara cennet ve cehennemi bahşetmeseydi, insanlar Tanrı’ya inanmazlardı

Bu ifade muktedirin kendi tebaasını köleleştirmeyi ifade etmektedir. Zira ceza muktedirin kendi gerçekliğini yaratması ebedi bir yapıya sahip olması için kurgulanmıştır.

Bu bağlamda hakim olandan gayrı gerçeğe ulaşmak imkansız şekilde ifade edilmektedir ve gerçeğe pranga vurulmaktadır. Gerçeğin çarpıtılma süreci hakim olanın elinde şekil bulmakta ve gerçek yeni kılıfı ile yeni bir gerçekliğe bürünmektedir.

Tanrı kendini gerçek kılmak için soyuttan bir yaşam vaat etti. Cennet ve Cehennem cezalandırma ve mükafatlandırma olarak algıda yer bulan bu ifade ülkemiz hakim sınıfları için ise zindan ve yaşam, yaşam içinde ise boyun eğiş veya imha ve inkar…

 

“Hayata” en kanlı “dönüş”!

19 Aralık öncesi devletin kendi cezalandırma sahası olarak hapishaneler devrimci güçlerin elinde bir direniş kalesi bir yaşam merkezi halini almıştı. Bu devletin kendi gücünün yıpranması anlamına geliyordu. “Devrimciler ve halkın muhalefeti devletin ceza sahasındaydı ve gol apansız gelebilirdi.

Bu bağlamda neo-liberal politikaların hükümsüzlüğü ilan ediliyordu. Zira “cennet ve cehennem” gerçekliğini yitirmişti. Bu bağlamda hakim sınıflar için tekrar bir nefes alış tekrar bir “hayata dönüş” gerekiyordu. Bu “hayata dönüşün” adı ülkemizin en kanlı hapishane katliamı olan 19–22 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamıdır.

10 bin askerle geldiler.

8 jandarma komando taburu, 37 bölük katıldı bu operasyona.

Üç gün süren saldırıda, 20 bini aşkın gaz bombası kullanıldı.

 

“Öfkeyi kuşanalım”

Saldırılara karşı devrimci tutsaklar kavga şiarının doruk noktasında besteler üretmeyi sürdürdüler. Atılan sloganlar bir savunuştu. Kuytu köşelere sıkışmış her nesne bir direniş enstrümanı oldu. Kavganın her bestesinde bir tutsak şehit düştü kulakları çınlatırcasına 28 beste birer ezgi olup tomurcuk atan her karanfile bir ninni oldu.

Bugün ülkemiz hapishaneleri “Tanrı”nın tekrar kendi kalesini kaybetmemesi ceza sahasındaki hakimiyetini koruması için dizayn edilmiş, tecrit ve tredman politkaları bu doğrultuda sistematik bir hal almıştır.

19-22 Aralık 2000 katliamının yaklaşan yıl dönümünde şehit düşen devrimci tutsakları anmak ve bu gün 19 Aralık deneyimiyle zindan içinde zindan politikaları uygulayan hakim sınıfa karşı öfkenin bestesini kuşanmak gerekiyor. Öfkesinin bestesinde atacağımız slogan “katil devletin hesap vereceğidir”!

 

Bir ÖG okuru

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu