GüncelManşet

KESSAB (GÜZEL EV) SALDIRISI, 1915’İN DEVAMIDIR!

 

Suriye’de savaş bütün vahşeti ile devam ediyor. İktidarda bulunan Esad güçleri ile muhalif güçler arasında, savaşın bilançosu her geçen gün daha da artmaktadır.

Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Avrupa ülkelerine göç eden Suriyelilerin sayısı artık milyonları geçmiştir. Mülteci olabilmek için yollarda ölüm haberleri günlük haberlerin artık olağan bir parçası haline geldi. Ölü, sakat, yaralı kalanlar ile evsiz ve hastalıktan ölüm eşiğinde bekleyen Suriye halkının acısı her geçen gün artmakta ve ne zaman sona ereceği belli değildir.

En son bunlara bir yenisi daha eklendi. Bir doğa harikası olan Kessab, Latince’den Casa Bella yani Güzel Ev anlamına gelen bu kasaba Türkiye sınırında bulunmaktadır. Hatay’ın Vakıflı köyüne 3 km mesafede, karşılıklı akrabalıkları olan ekonomik ilişkilerin olduğu bu kasaba başta Ermeniler ve Alevilerin birlikte yaşadıkları bir kasabadır. Muhaliflerin elinde olmayan Kessab, Türkiye-Suriye sınırında olma özelliği ile de tanınmaktadır. Lazkiye’ye bağlı Kessab kasabası AKP-TSK-MİT desteği ile örgütlenen, silahlandırılan İslami Cihad örgütleri tarafından 21 Mart 2014 sabahı saldırıya uğradı.

Cihadçıları engellemek isteyen Suriye uçağı, Türk füzeleri tarafından düşürüldü. ”Sınır ihlali” denilse de, uçak 4-5 km içeriye düştü. Pilot ise sağ olarak, Suriye askerleri tarafından kurtarıldı. TSK, Suriye uçağını düşürerek Cihad’çıların ilerlemesini sağladı ve yol açtı. Türk, topçu birliklerinin atışları sayesinde ilerleyen çeteler, Kessab’ı ele geçirdiler. El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra Cephesi, El Kaide’ye bağlı Ahraruş Şam Örgütü ile Irak Şam İslam Devletine bağlı olan Şukur el İzz Tugayı Kessab kasabasını işgal ederek ele geçirdiler. Ermeniler ile Aleviler canlarını zor kurtarıp Lazkiye’ye sığındılar. Saldırıya Türkiye’den ise bölgeyi iyi bilen Bayırbucak Türkmen Tugayı da katılmıştır.

Bunlara Giresun eski Ülkü Ocakları başkanı önderlik etmektedir. Hatırlanacak olursa Azerbeycan-Dağlık Karabağ savaşında yine Türkiye’den MHP-Ülkü Ocakları militanları örgütlenerek Azerbeycan saflarında savaşa katılmışlardı. 2013 Ağustos’unda Alevi’lerin yerleşim alanlarına saldıran İslami çeteler, köyleri ele geçirerek 200 insanı öldürüp katliam yapmışlardı. Türkiye-Suriye sınırı bilindiği gibi yolgeçen hanına dönmüş durumdadır. Halka göz açtırmayan, iletişimi engelleyen devlet, Cihatçı örgütlere, çetelere, kana susamış insanlık düşmanlarına serbestçe gelip gitmelerine göz yummaktadır. Kürt bölgesi Rojava’dan rahatsız olan Türk devleti ekonomik ambargo ile karşı karşıya kalan Kürt halkının insani, doğal ihtiyaçlarını karşılaması için gönderilen yardımları engelleyerek, bir insanlık dramı yaşanmasına sebep olmuştu. Suriye-Lübnan sınırını ele geçiren Suriye ordusu, Ürdün sınırında çok ağır darbeler alan Cihat’çılar, kapalı olan Irak sınırından da engellenince barınacak tek yerleri Türkiye sınırı kalmıştır. Türk devletine sırtını dayayan çeteler burada cirit atmaktadır.

30 Mart yerel seçimleri arifesinde, oy toplamak için cihatçıların saldırılarını organize eden MİT-TSK-AKP adeta canlı yayın yaparak uçağın düşürülmesini AA’dan, kendi kanallarından canlı yayın yaparak göstermiştir.

 

kessapNEDEN KESSAB?

Kessab, Ermenistan’dan kalan son toprak parçası üzerinde Ermeni’lerin yaşadığı yer olarak bilinmektedir. Osmanlı sınırları içerisinde kalan Kessab kasabası 1909 Adana katliamında yoğun saldırılara uğradı. Halk canını kurtarmak için, aynı bugünkü gibi Lazkiye’ye sığındı. Ama hiçbir zaman Kessab’ı terk etmedi. Yine 1915 Ermeni Soykırımında Adana, Maraş, Gaziantep, Hatay Kessab’da Ermeniler Der-Zor çöllerine sürüldü. Kessab’dan 5-6 bin civarında Ermeni hayatını kaybetti. Aynı bugün Kırım’da yaşanan, Kırım’ın Rusya’ya bağlanması gibi, Türkiye’de

Hatay’ı 1939 yılında topraklarına dahil etti. Ama Kessab halkı bunu kabul etmeyip 9 ay boyunca dağlarda direndi. Kessab’ın, Suriye sınırları içerisinde kalmasını sağladı.

Bugün tüm dünyadaki Ermenilerin simgesi olan Kessab, Ermenilerin her sene ziyaret akınına uğramaktadır. Ortadoğu Ermeni’lerinin yanısıra, Avrupa ile Amerika’dan gelen yeni nesil, o anları yaşayarak tanımaktadır. 2012 yılında Halep’in yerle bir olmasından sonra dünyanın dört bir yanına dağılan 20 bin Ermeni, kendilerinden çok simgesel önemi olan Kessab için ”Kessab elden gidiyor” diyerek endişe içerisine düştü. Türk savaş uçakları taciz uçuşları yaparak, cihatçı militanların Kessab’a girmelerini sağladı. Örgütsüz ve silahlı birlikleri olmayan halk canını kurtarmak için Türkiye tarafına değil, Lazkiye’ye kaçarak canlarını kurtardı.

Haberlerin dünya ajanslarına düşmesiyle Ermeni’lerin yüreğine ateş düştü. Kutsal ibadet yerleri kiliseler, okullar, evler, işyerleri dağıtılarak yağmalandı. Henüz kaç kişinin öldürüldüğü belli olmayan saldırılarda, korku ve endişe içerisinde bekleyiş sürmektedir. Soykırımın 100. yılına girerken, acaba yeniden bir soykırım daha mı yaşayacağız korkusu ile halk panik ve korku içerisinde topluca, bir arada Lazkiye’de okullarda, kapalı yerlerde yaşamaya mahkum olmuşlardır. Daha önceden de bu tür saldırılar ile karşı karşıya kalan Kessab halkı TSK ve MİT elemanlarının ciplerle bölgeye gelerek, cihatçılarla görüştükten sonra saldırıların durdurulduğu söylenmektedir. Ama bu sefer cihatçılara destek olarak yeni kirli ve kanlı planları içerisinde olduklarını göstermiş oldular. Şimdiden hedeflerinin Lazkiye olduğu ortaya çıkmıştır.

 

TÜRKİYE SAVAŞ SUÇLUSUDUR, YARGILANMALIDIR!

Artık sağır sultanın dahi duymuş olduğu gerçekler, ortaya çıkan ses kayıtları ile doğrulanmış bulunmaktadır. El Kaide militanlarının Türkiye’ye fırlatmış oldukları bombalar, füzeler, kurşunlar neticesinde günahsız vatandaşlar yaralanmakta veya ölmektedir. Devletin ”kendi vatandaşı” ölmüş hiç umurunda değildir. Bir fırsatını veyahut bombaları mana ederek Suriye’ye saldırı hazırlığı içerisindedir. Süleyman şah türbesinin ”saldırıya uğrayacak” gerekçesiyle, aylardır basında işlenen yol, saldırı hazırlıklarının bir parçasıdır. Ses kayıtlarında ”gerekirse Suriye’ye 4 adam gönderirim,

Türkiye’ye 8 füze attırıp, savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesi’ne de saldırabiliriz” konuşmaları, insanın kanını donduracak gibidir.

Yine MİT-TSK ve AKP toplantılarında ortaya çıkan ses kayıtlarında, Hakan Fidan’ın bugüne kadar Suriye’ye ”2 bin kadar TIR dolusu silah, mühimmat” gönderildiği, Suriye topraklarına yerleşmek niyetinde olduklarını hiç çekinmeden konuşmuşlardır. Ergenekoncu’ların AKP’yi bitirme planı çerçevesinde komplo planlarında olan “camilerin bombalanması”, “kendi jetlerinin düşürülmesi”, “kalabalık yerlere bomba konulması” gibi senaryoları bugün aynı şekilde, AKP yapmak istemektedir. Ne kadar sahtekar oldukları burada ortaya çıkmıştır. Aralarında hiçbir fark olmayan Ergenekon’cular ile AKP, bir madalyonun ikiyüzüdür. Ortak oldukları tek şey TC devletinin bekasıdır.

Batmış olduğu Suriye bataklığından çıkmak için çırpınan, bütün politikaları iflas eden Devlet, dünya kamuoyuna şirin görünmek, kirli imajını düzeltmek için Ermenilere kapılarını açarak, 600 km uzaklıkta bulunan Mardin’e sığınma kampı önerisinde bulunmuştur. Hiçbir, güvenirliliği olmayan bu öneri karşısında Ermeniler, ellerinin tersi ile iterek ölmek ve yok olma pahasına Arap halkına sığınmışlardır. Arap halkına bu yüzden müteşekkür olduklarını belirtmişlerdir. Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerini  “normalleştirme”ye sözde büyük önem vermektedir. Yurtdışındakileri çağıralım gelenlere ”vatandaşlık” verelim diyerek, kendi gerçek yüzünü bu tür önerilerle gizlemeye çalışmaktadır.

Suriye’deki savaştan ve akan kandan sorumlu olan AKP-MİT-TSK savaş suçu işlemiş, yargılanması, adalet önünde hesap vermesi gerekir. Uşaklıkta, efendilerine hizmet eden AKP günü, vakti, zamanı geldiği an terk edilecek, tarihin çöplüğüne gidecektir. Ermeni’ler ve Aleviler bir kere daha yaşadıkları topraklar üzerinde katliama ve tehcire maruz kaldılar. Uygulayanlar yine Osmanlı’ların devamı yeni İttihat ve Terakki Partisi, yani AKP’dir.

Demek ki bugüne kadar Anadolu topraklarında yaşadığımız acılar, Ermenilere yapılan soykırım Kürt ulusuna uygulanan milli baskı, Yahudiler ve Rumların memleketlerinden sürülmesi, azınlık mallarına el konularak zenginleşen Türk burjuvazisi,6-7 Eylül’de Ermenilere yapılan saldırılar 1964’de Rum’ların apar topar kovulması, Maraş, Çorum, Sivas’ta Alevilere yapılan kitle katliamları sayısız aydın, yazar ve bilim insanının öldürülmesi tüm bunların sorumlusu olan devletin gayesi senaryo ve komplo ile düşman yaratıp saldırmak ve yok etmek olmuştur.

Kessab ve Suriye halkının endişe ve korku içerisindeki bekleyişi tüm dünyanın gözü önünde acaba ne zamana kadar devam edecek ve savaş ne zaman bitecek? (Bir Partizan)

 

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu