Kültür&Sanat

(Makale) Eğitim çalışmaları üzerine

Eğitim çalışmasının öneminden ve gerekliliğinden hep bahseder dururuz. Eğitimin mücadelemiz ve devimci faaliyetimiz açısından değerini tartışmasız baştan teslim ederiz. Faaliyet değerlendirmelerinde ortaya çıkan yetersizliklerin ve olumsuzlukların kaynağını hep örgütsüzlüğümüzde ve eğitim çalışmalarının yapılamamasında ararız. Eğitim çalışmalarıyla üzerimize dokunan sihirli değneğin etkisiyle bir anda değişeceğimizi bekler dururuz.

Eğitim çalışmalarının yararına ve bizi ilerletecek olmasına duyduğumuz özlem bir gerçeğin ifade edilmesinden öteye geçemez kimi zaman. Faaliyetimize, eksiklik ve yetersizliklerimize dair tartışmalarda sığındığımız tek liman neredeyse hep eğitim çalışmalarını örgütleyemeyişimiz olur. Bu durumun elbette ki anlaşılır, doğru ve kabul edilebilir yanları vardır. Eğitim çalışmalarının mücadelemiz içerisinde örgütlü bir yer kaplaması, sürekliliğinin ve düzenliliğinin olması gerekmektedir. En başta devrimci kişiliğimizin oluşumunda, bakış açımızın doğru bir yöne çekilmesinde, olayları ve gelişmeleri yorumlamada, siyasal ve politik bir kişilik oluşturmamızda önemli bir yerde durmaktadır. Halkın, devrimin, sınıf mücadelesinin sorunlarını ve yönünü kavramada müdahale etmede politik çalışmaların değeri tartışmasızdır.

Bu noktadan sonra tartışmaya açacağımız mesele ihtiyaç olarak gördüğümüz, eksikliğini hissettiğimiz eğitim konusuna yaklaşımımızda düğümlenmektedir. Eğitimi örgütlenmiş kolektif çalışmalar olarak tarif etmemiz elbette ki en doğru olandır. Ancak sadece örgütlenmiş toplantılarla ve işlenen konularla sınırlandırmak tarifimizi yetersiz kılacaktır. Devrimci yaşamın her anı ve süreci, kitle faaliyeti ve örgütlenme çalışmaları, mücadeleye dair olumlu-olumsuz her şey öğrenmesini bilirsek birer eğitim işlevi görmektedir. Bunun için ön koşul öğrenmeyi bir ihtiyaç olarak görmeye başlamaktır. Yaşadığımız düzen ve toplum bizlere zararlı ve geleneksel bir “öğrenme” alışkanlığı kazandırmaktadır. Ezberci ve duyduklarıyla yetinen, düşünce tembelliğine itilmiş bir “öğrenme” alışkanlığıyla kuşatılmış, zincirlenmiş durumdayız. Devrimci saflara adım atmamızla birlikte düzenin ve toplumun bize kazandırdığı bu olumsuz özellikler devrimci fikirlerin dinamizmiyle, pratiğin yoğurmasıyla alt edilmek zorundadır.

Burjuva feodal toplumla olan çelişkilerimizin zincirlerimizi koparmaya sevk ettiği her gelişme yeni ve devimci fikirlerle tanıştığımız, ilgi ve merakla öğrenmeye çabaladığımız bir durumda ileri bir aşamaya sıçrama gösterir. Devrimcileşme sürecimizin sancılı doğası kendi içinde handikaplar ve çelişkiler de barındırmaktadır. Burjuva feodal düzenin karşı devrimci araçlarının zehirlediği ve kirlettiği düşüncelerimizin devrimci bir kimlik kazanması, yaşam ve duruşumuzda devrimci bir kişilik açığa çıkarması sancılı ve zorlu bir mücadeleyi gerektirmektedir. Devrimci saflarda “nefeslenip” burjuva feodal düzenin kazandırdığı alışkanlıklarla birlikte yaşayarak “dinlenme” hali sıklıkla karşılaştığımız bir tabloya karşılık gelmektedir.

Devrimci düşüncelerin ve pratiğin ateşine atılmada, devrimcileşmede gösterilen her isteksizlik ve karasızlık tüm memnuniyetsizliğimize rağmen düzenin sınırlarına dönmemize yol açmaktadır. Düzenin kazandığı alışkanlıkların çürüten, kötürümleştiren, üretkenliliğini ve dinamizmini öldüren dolayısıyla devrimci düşünceleri ve yaşamı erozyona uğratan yönlerini ve etkilerini kavradığımız ve bilince çıkardığımız durumda kesin ve etkili bir müdahale gerçekleştirmeye başlayabiliriz. Bu müdahaleyi yaşamımızda en sık karşılaştığımız örnekleriyle bir keyif aracı olarak görülen kahve ve oyun oynama alışkanlıkları, alkol kullanımı ve zamanımızı devrimcilikten arındırdığımız anlar için kesin şekilde başlatmak zorundayız. Halkın sorunlarına eğilmediğimizde, işçi ve emekçilerin, gençlerin, kadınların mücadelesiyle ilgilenmediğimizde, yaşadığımız mahallenin çeşitli sorunlarıyla ilişkili olmadığımızda eski alışkanlıklarımıza dönerek yaşamımızı sürdürme yanı güçlenecek, dolayısıyla devrim mücadelesiyle olan bağımız zayıflayacaktır.

Eğitim meselesini “kitap kurdu” olma “ayaklı kütüphane” haline gelme olarak görmüyorsak yaşamımızın devrimcileştirilmesinin, ideolojik, siyasal ve örgütsel hatta, şekillendirilmesinin bir yolu, çalışmalarımızın önemli bir ayağı olarak kavramak zorundayız. Düzenle bağımızın kopartılmasında, alışkanlıklarımızın ve zaaflarımızın terk edilmesinde eğitim çalışmalarının, dolayısıyla devrimcileşmenin ilişkisi, bağı yadsınamaz. Eğitim çalışmalarına katılan yoldaşların kavrayışlarını bu yönde yoğunlaştırmaları, eğitim çalışmalarını devrimcileşme süreçlerinden ayrı görmemeleri gerekmektedir. İlk defa okuyan, siyasi tartışmalara katılan, kendi gerçekliğiyle yüzleşen, faaliyetin birçok yerinde görevler üstlenmesine rağmen devrim mücadelesine dair ne kadar az şey bildiğini gören yoldaşlar açısından yoğunlaşmanın yaratılması, çalışmanın planlı süreğen devam etmesi gerekmektedir. Eğitim çalışmalarının sürekli olması kadar konuların ihtiyaca göre ve tüm katılımcıları içine alacak bir programa kavuşturulması uygun olacaktır.

Çalışmalara büyük bir ciddiyetle hazırlanması, disipline edilmiş zamanlı okumaların yapılması, notların çıkarılması, sorularla birlikte tartışmalara katılım gösterilmesi hedeflenen gelişimi hızlandıracak, çalışmayı daha üretken kılacaktır. Eğitim çalışmalarında tartışmalara katılımda ortaya çıkan yetersizliğin sebepleri üzerine düşünerek bileşenlerin ilgisini çalışmaya yoğunlaştıracak, tartışmaya sevk edecek yöntemler geliştirilmelidir. İşlenen konunun kendi yaşamımıza ve faaliyetimizin sorunlarına dayandırılarak tartışılması bileşenlerin daha fazla içinden tartışmalara yönelmesini, düşünce belirtmesini sağlayacaktır. Yöntemin yanı sıra eğitim çalışmalarına disiplinli bir hazırlığa girişilmesi, araştırmaya yönelen bir çaba gösterilmesi belirleyici bir önem taşımaktadır.  Amaçlaştırılmış bir eğitim çalışmasından ziyade planlı ve geliştirmeyi hedefleyen bir ele alışın oluşturulması gerekmektedir.

Eğitim çalışmalarının bileşenlerle birlikte belirli aralıklarla değerlendirilmesi kat edilen mesafenin ve gelişimin gözlemlenmesi bakımından önemli olacaktır. Çalışmanın ilk evresi geride bırakıldıktan sonra çalışma yazınsal bir faaliyete yöneltilmeli, işlenen konuları tartışan yazılar, makaleler hazırlanmalıdır. Okuma, tartışma ve yazma üzerine oturtulan çalışma bilginin kalıcılaşmasını, kavrayışın attırılmasını beraberinde getirecektir. Böylelikle suskunluğumuzu parçalayacak, düşünce tembelliğimizi atacak, devrimin ve halkın sorunları karşısındaki düşünsel uyuşukluğumuzu geride bırakmış olacağız. Sınıf mücadelesinin kaçınılmazlığını, politik iktidarı kazanmanın zorunluluğunu, halk kitlelerinin gerçek kurtuluşunun devrimle gerçekleşeceğini daha üst seviyede kavrayışa dönüştürerek görevlerimizi ve sorumluluklarımızı daha bilinçli şekilde yerine getirmiş olacağız. Bunu yapmaya cüretimiz bulunmaktadır, isteğimiz ve çabamız başarıyı yakalayacaktır.

 

(Bir Partizan)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu