Makaleler

Rusya ve ABD kıskacında bir “ülke”; KIRIM

Dünya halklarının gözünü ve kulağını verip dikkatle izlediği, sonucunu henüz kestiremediğimiz bir film gibi Kırım. Geçen sene Ukrayna ile AB arasında imzalanacak olan ekonomik temelli anlaşmaya Rusya’nın 15 milyar dolarlık “yardım” ve ucuz doğalgaz önerisi gelince Ukrayna ibreyi Rusya’ya doğru çevirdi.

Rusya ile değil, AB ile anlaşma yapılmasını isteyen Ukrayna halkı Ukrayna’yı savaş alanına çevirdi. İç savaş denecek kadar büyük olan çatışmalar, ABD’nin de desteklediği, AB ile Ukrayna arasında yapılacak ekonomik temelli anlaşma imzalanmasına ve Rusya nüfusunun yoğun olduğu, hem ABD hem Rusya için pazar kavgasında büyük önem arz eden Kırım’ın bağımsızlığını ilan etmesine kadar devam etti.

Yaşananlar, ABD’nin desteklediği gerici güçlerin Ukrayna halkını kötünün iyisini seçmek zorunda bırakması gibi gözüküyor olsa da Ukrayna halkını sokağa döken esasta kapitalizmin yapısal krizinden doğan işsizlik, yoksulluk gibi sorunlardı. Halkın taleplerinden bağımsız olarak ABD ve Rusya emperyalist güçlerinin Sivastopol’da bulunan önemli askeri ve ağır sanayi üssüne hâkim olma kavgası ve böylesine önemli bir üssün NATO’ya bağlanacak olmasındaki kaygı Ukrayna’nın dünya krizi halini almasına sebep oldu.

Ukrayna halkının kendi çıkarları için sokağa dökülerek yürüttüğü mücadeleyi ABD emperyalizmi manipüle etmeyi başardı. Bu sonuç, halkın haklı ve meşru mücadelesini yok sayamayacağımız ve hafife alamayacağımız kadar önemli bir halk hareketine dönüştü. Çünkü gericiler, emperyalist ülkeler manipüle ediyor olsa da ekonomik ve siyasal temelde yürütülen mücadele canhıraş savaşan yüzlerce kişinin ölmesinin ardından, Ukrayna halkının talebi olan AB ile ekonomik ve siyasal anlaşmanın sağlanması ile sonuçlandı.

Rusların ağırlıklı olarak yaşadığı Kırım Özerk Bölgesi Ukrayna’da yaşananlardan rahatsızlığını dile getirip ayrılmanın gündemlerinde olduğunu çok önceleri söylemişti. 16 Mart Pazar günü düzenlenen referandumda yüzde 97 oranında Ukrayna’dan ayrılma kararı çıkmasının ardından Kırım bağımsızlığını ilan etti. Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu’nun adı Rus alfabesine ait harflerle “Kırım Cumhuriyeti Devlet Konseyi” olarak değiştirildi. Hemen ardından Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Kırım’ın “bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınmasını” öngören bir kararnameye imzaladı. 18 Mart’ta Putin, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Rusya’ya bağlanması konusunda Kremlin’de tarihi bir konuşma yaptı ve Kırım ve Sivastopol’un Rusya’ya bağlanmasını öngören anlaşma imzalandı. Putin, Kırım’da yapılan referandumun tamamı ile demokratik, meşru ve uluslararası hukuka uygun olduğunu her fırsatta vurguladı ve Kırım halkının Rusça, Ukraynaca ve Tatarca’yı resmi dil olarak kabul etmeleri gerektiğini söylüyor.

 

Emperyalistler arası çıkar çatışması

Rusya yeniden güçlü bir şekilde siyaset arenasına çıktı ve diğer emperyalist ülkelerde olduğu gibi pazarlarını kaybetmemek için elinden geleni yapmaya başladı. Nitekim Suriye’de ABD’nin geri çekilmesine sebep Rusya olmuştu, şimdi de ABD’nin Kırım ve Sivastopol’u elde edebilmek için düzenlediği bütün oyunları suya düşürdü. Ukrayna’da yeni kurulan geçici hükümetin yanısıra AB ve ABD başta olmak üzere birçok Batılı ülkenin referandumu yasadışı sayarak anlaşmayı tanımamak için gösterdiği çabanın tek sebebi var; emperyalistlerin çıkar çatışması.

ABD’nin istediği gibi gitmeyen süreç siyasal ve ekonomik restleşmelerle devam ediyor, üstü kapalı tehditler, yaptırımlar, ambargolar… ABD yönetimi yedi üst düzey Rus hükümet yetkilisine ve milletvekillerine mali ambargolar koydu ve ambargonun gerekçesi ise “demokratik süreç ve Ukrayna’daki kurumların altını oyma” diye açıkladı. AB de Rusya ve Ukrayna’dan 21 yetkili hakkında malvarlıklarının dondurulması ve seyahatlerine sınırlama getirilmesine karar verdi ve AB dışişleri bakanları tarafından onaylanan yaptırım listesine “siyasi ve askeri ağırlığı daha yüksek” yeni isimler ekleyeceklerini açıkladılar. Rusya’da hiç gecikmeden Obama’nın da içinde bulunduğu 9 kişi hakkında yaptırım kararı aldı.

Bir taraftan masa başında alınan yaptırım kararları varken, diğer taraftan askeri önlemler ve uygulamalarda es geçilmiyor. Rusya yanlısı güçlerin Ukrayna’nın Kırım’daki donanma merkezi dâhil iki donanma üssünü ele geçirmesi ile bölgede gerginlik arttı. Ukrayna yönetimi, askerlerini ve onların ailelerini Kırım’dan geri çekmeye yönelik planlar hazırladıklarını açıkladı.

Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılmasına tepki gösteren, Kiev hükümetine göre 40 bin kadar gönüllünün Rusya ile savaşmaya hazır olduğu belirtiliyor, askeri eğitim verilen kamplardan birinin görüntülerini dünya basını ile paylaşan Ukrayna hükümeti askeri ve siyasal olarak AB ile anlaşma sağladığını açıkladı. Hatta Ukrayna’nın Moskova’nın öncülüğündeki Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan ayrılacağını, ABD ve İngiltere’yle ortak askeri tatbikatlara hazırlandıklarını vurguladı.

 

Kırım etrafında karşılıklı restleşmeler

AB üyesi Finlandiya, Rusya ile yakın ekonomik ilişkilere sahip olan AB üyesi Finlandiya ise yaptırım yerine Moskova ile diyaloga öncelik verilmesinden yana. “Rusya’nın Ukrayna ve uluslararası toplumla birlikte müzakere masasına gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü mevcut durumdan tek çıkış yolu budur. Ukrayna’nın doğusunda yaşanan sorunların çözülmesi ve daha da kötü bir hal almasının engellenmesi için gözlemci barış gücüne ihtiyacımız var” denilerek dolaylıda olsa masa başına anlaşmaya çağırılar yapılmaya başlandı bile.

Moskova geçtiğimiz günlerde BM Güvenlik Konseyi’nde referandumu gayrimeşru sayan bir karar tasarısını veto etti. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, krizin sadece Ukrayna ile ilgili olmadığına işaret ederek, “Kırım’ın işgali, Soğuk Savaş’tan sonra Avrupa’nın güvenlik ve istikrarına yönelik en ağır tehdit. Endişemiz, Rusya’nın durmayacağı yönünde. Ukrayna’nın doğu bölgelerinin de işgal edilme ihtimali var. Bunun çok ciddi sonuçları olur”  diyerek duydukları endişeyi dile getirdiler. Karşılık olarak Rus lider ise, “Onlar hareketlerinin sonuçlarını tahmin edemediler. Bu durumda Rusya’nın geri adım atması mümkün değil.” diyor. Kırım’ın stratejik bir toprak olduğunu ve Rusya’nın egemenliği altında kalacağını söyledi.

Kırım krizi yüzünden planlanan AB-Rusya Zirvesi’nin iptal edildiğini açıklandı. Almanya Başbakanı Angela Merkel Rusya’nın faaliyetlerinin, sanayileşmiş ülkeler grubu G-8’in artık mevcut şekliyle faaliyet gösteremeyeceği anlamına geldiğini ifade ediyor. Dünya emperyalist krizin somut göstergesi olan Kırım ve Sivastopol diplomatik düzeyde kime sömürge olacağına karar veriyor, seçiminin dünya krizine sebep olduğunun farkında olarak.

 

(Bir okur)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu