Yorum

Seçimlerin ikaz tabelası: HDP’YE HDK UYARISI

30 Mart 2014 seçimleri Türk egemenlerinin bataklıkta can havliyle çırpınarak daha fazla bataklığa saplandığı bir süreçle birlikte sonuçlandı. Seçimin sayısal sonuçlarına bakacak olursak AKP oy kaybederek aradığı ağrı kesiciyi bulmuş, CHP oy kazanarak yeni baş ağrıları kazanmayı başarmış, MHP rahat ve sıkıntısız görünen durumuna yeni kazanımlar eklemiş, Cemaat ise “muktedir” ve “çoğunluk” olanla irtibatı tarihinde ilk defa kopararak yabancısı olduğu bir mecrayla karşı karşıya kalmıştır. Türk egemen sınıflarının yaşadığı yarılma ve kaosun sonlanmayacağı ise zaten seçim sonuçları öncesinden belliy

Şimdi bu yarılma ve kaosun hangi argümanlarla ve sertlikte bir seyir izleyeceği esas merak konusu. Seçimlerde hilelerin dahi bir “hırsızlık” algısı yarattığı ve sokaklarda yansımasını bulduğu koşullarda sürecin ne kadar çetin geçeceğine işaret ediyor. Siyasal krizin daha da derinleşeceği, kitlelerin bir şekilde daha fazla politize olacağı bir sürecin yaşanacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Tayyip cumhurbaşkanlığına oynayacaksa cemaate polisiye bir operasyona temkinli yaklaşacağı, ancak bu yolda gitmeyecekse bu operasyonları olabildiğince sertleştirebileceği düşünülebilir. Her durumda kriz ve güvensizliğin derinleşeceği söylenebilir.

Seçimlerin doğurduğu sonuçların HDP ve BDP cephesinde de ilk yankıları oluşmuştur. Türkiye Kürdistanı’nda BDP yeni belediyeler kazanarak ve oy oranını artırarak çıkarken, HDP başta İstanbul olmak üzere genelde beklentilerin altında kalan bir oy alarak “hayal kırıklığı” yaratmıştır. Ki HDK/P projesi konuya duyarlı aydınlar tarafından hemen masaya yatırılmış, Kürt hareketinin sırtında bir kambur olduğu değerlendirmeleri bile ilk elden yapılmıştır. HDP yürütme kurulu seçimlerde ortaya çıkan duruma dair genel bir politik değerlendirme yapmış, ortaya çıkan eksikliği ise üyeler, bileşenler, destekleyenler ve oy verenlerle tartışarak giderme iradesinde olacağını ifade etmiştir.

Seçimlerde HDP’nin beklenen etkiyi yaratamadığı, umulan sonuçlara ulaşılamadığı bu değerlendirmenin alt metinlerinde aslında ifade edilmektedir. Sistemin bunca pisliği ortaya serilmişken, kirli ve irin kokan yeni ittifaklar peydahlanırken, geniş kitlelerin mevcut durumu sorgulayan ve memnun olmadığına dair gerçeklik ortada dururken demokratik, ilerici bir hareket, parti bu süreçten neden sonuç çıkaramaz?

En azından skor tabelasına ekstra bir yansıması neden olmaz? Ancak bizce esas mesele skor tabelasının ortaya çıkardığı sonuç değildir, esas mesele skora yönelik bir anlayış ve tutum içinde sorunu ele almaktır. Ki HDP’deki esas mesele de budur.

DEVLETİN ÖRGÜTLÜ GÜCÜNE KARŞI, ÖRGÜTLÜ GÜÇ!

Tepeden tırnağa egemen sınıfların ve onların devletinin temsiliyetini sürdürecek şekilde örgütlenmiş faşist partilerin bu güçle kitleleri kendilerini tercih edecek biçimde kamuoyu oluşturma kabiliyetine karşı sadece bir siyasal parti çalışması ile karşı durulamayacağı hem tarihsel hem de güncel olarak ispatlanmıştır.

İlerici, demokrat siyasal partilerin “sandık demokrasisi”nde yegane başarısı kitlelerin kendi öz örgütlülüklerinde örgütlenmesi, bu türden örgütlülüklerin kurulması, gerçekleşmesi sağlanabildiği oranda mümkündür. Bu gerçek tam bir kavrayışa dönüştürülmeden seçimlerde bir sonuç beklemek sığ bir reformizmin pençesine düşmek olacaktır. Sistem muhalifi bir örgütün seçim başarısı sadece kitleler içinde ve kitleleri örgütlemesinin düzeyinin bir göstergesi olabilir.

Demokratik, ilerici, devrimci kesimlerin esas meselesi de kitlelerin kendi yaşam, çalışma ve sosyal alanlarında örgütsüz oluşlarına yönelik ciddi bir kavrayışa ulaşmamasıdır. Sorun bu merkeze oturtularak ele alınmıyor. Ortak bir siyasi program ekseninde buluşarak güç birliği ekseninde bir siyasi parti oluşturmanın meseleleri çözeceğine dair bir tutum söz konusudur. HDP öncesi deneyimlerin de HDP’nin de bunu çözmediği, çözemeyeceği açıktır. Toplumsal sorunlara ortak bir program ekseninde müdahale etmenin esas halkası ele alınırken bu baş aşağı edilmiş yaklaşım sürecin zehiri olmaktadır. Devrimci, demokrat ve ilerici kesimler kitleler içinde örgütlü olmadığı, bu örgütlenme düzeyinin zayıflığının ortak bir siyasi programla çözülemeyeceği kavranmalıdır. Oluşacak ortak program kitlelerin çalışma, yaşam ve tüm sosyal alanlarında örgütlenmesini esasa almalı ve buna odaklanmalıdır.

İşte bu noktada HDK meselesi esas tartışma meselesidir. HDK sağlıklı ve tüm bileşenlerin sorumlu ve enerjik bir mücadele ile misyonunu yerine getirecek bir çalışma örgütleyemediği sürece, HDP’yi önceleyenlerin ve ona umut bağlayanların hayal kırıklıkları sonlanmayacaktır. Sadece bu seçimlerin sonuçları dahi bunu göstermeye yetmektedir. Kürt ulusal hareketinin seçim başarısı sadece bir sonuçtur. Kitleler içinde yarattığı örgütlenmenin bir sonucudur. Ki son seçimlerde belli illerde yaşanan oy düşüklüğüne dair yapılan tartışmalarda ilk masaya yatırdıkları nokta da kitlelerin örgütlenerek yönetime katılma düzeyi olmuştur. Kuşkusuz bu durum HDP açısından da gereklidir.

Seçimlerde çıkan sonuçlar HDK’nın önemi ve gerekliliğini bir kez daha tüm bileşenlerde daha üst düzey bir kavrayışa ulaştırmak zorundadır. İlerici, demokrat ve devrimcilerin öncelikle ihtiyacı olan kitleleri ortak bir program etrafında örgütleyebilecekleri araçların etkinleştirilmesidir. Ortak bir siyasi parti, bu ihtiyaç giderilmeksizin, buna odaklanılmaksızın anlamlı bir girişim ve amaca hizmet edecek bir rol oynayamayacaktır. HDK’nın da bileşeni olan HDP’nin bunu tartışması, ciddi bir şekilde ele alması zorunludur.

SEÇİM SONUÇLARI HDK’NIN ÖNEMİNİ GÖSTERMİŞTİR!

Ancak daha da önemli olan HDK bileşenlerinin ve özellikle HDK’yı önceleyen anlayışların bu bağlamda yürüteceği mücadeledir. HDK’nın yeni ve gerçek soruna parmak basan, ama zorlu ve daha yoğun emek isteyen bir oluşum olduğu açıktır. HDK kitlelerin yerinde örgütlenmesinin bir aracıdır. Kitlelerin ekonomik, sınıfsal, çevresel, mezhepsel, ulusal, demokratik ve her türlü mahalli sorunlarına, bulundukları yerden katılımcı ve müdahil olarak çözüm üretmeye çalışacağı örgütlenmelere ihtiyacı vardır.

Geniş örgütlü ve de toplumsal sorunlara duyarlı kesimlerin bu eksende bir araya gelmesini sağlayan böylesi bir aracın varlığı esas ve en değerli olan fırsattır. Ki bu oluşumun içinde ciddi bir örgütlenme deneyimi olan Kürt hareketinin varlığıyla katacağı dinamizm de ciddi bir avantajdır.

Bizlerin üzerinde durması gereken nokta burasıdır. Bir seçim süreci sonuçlanmıştır. Ancak önümüzde iki seçim süreci daha bulunmaktadır. Bu seçim süreçlerinde HDP’nin HDK bileşenlerinin ağırlığı tarafından önceleneceği açıktır. Hiç kuşkusuz bu yaklaşım, bu seçimden daha farklı bir sonuç çıkarmayacaktır. Oysa seçim süreçlerinin yarattığı yoğun politik ortam ve özelde içinden geçilen süreçte sistemin yaşadığı kriz HDK’nın daha fazla örgütlenmesinin, kitlelerle daha sıkı ilişki kurmanın çok önemli bir aracı olabilir. Bu fırsat ve olanaklar fazlasıyla vardır. Ancak salt siyasal içerikli bir ortaklık ve program geniş kitlelerin sorunlarına merhem olmayacağı gibi, kitlelerin eğilimine esaslı bir tesiri de olamayacaktır.

Kitleler örgütlenmeksizin ve bu örgütlülük üzerinde mücadeleci bir hat ve kamuoyu oluşturacak bir çalışma örgütlenmediği sürece kitlelerin “sandık demokrasisi”nde belirlediği siyasi tercihler değişmeyecektir ya da çok başka dış faktörlerin oluşmasıyla ancak değişebilecektir. Kitlelerin mevcut duruma yönelik tepkisi büyük bir bilinç bulanıklığıyla doğru bir rotaya kavuşamayacaktır. Demokratik, ilerici olanların öfkesi orta Anadolu’da “kazanma” ihtimali olan MHP’ye, İstanbul’da üç kağıtçı Mustafa Sarıgül’e, Ankara’da tescilli faşist Mansur Yavaş’a gidecektir. Hırsızlıktan rahatsız olanlar, 28 Şubat’ta devletin gadrine uğramışlar ve AKP’den pek de memnun olmayan demokrat damar ise yine bu partiye akacak ve yedeklenecektir.

HDK’nın yerel seçimlerde örgütlenmesini ne kadar güçlendirdiği, çalışmalarını hangi düzeyde sürdürdüğü masaya yatırılmalı ve geniş bir tartışma konusu haline getirilmelidir.  Ortaya çıkan durumun HDK’nın öncelikli ihtiyaç olduğu kararlı bir ideolojik mücadele ve pratik duruşla hayata geçirilmelidir. Sistemin var olan politik krizi ve muhalif hareketin elle tutulur durumu devrimci, demokratik ve ilerici güçlerin enerjisini bunu somut örgütlü güce çevirecek var olan ortak bir mücadele ve program ekseninde seferber etmeyi zorunlu kılmaktadır. HDK bu sorumluluğunu ortaya koyduğu taahhütle yüklenmelidir. Seçimler bu durumu daha berrak ortaya çıkarmıştır.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu