EmekGüncel

Sermayenin Normali | İzole Üretim Üsleri ve İşçiye Elektronik Kelepçe!

"İzole üretim üs’lerini işçilerin yaşam alanı olarak tanımlayan MÜSİD bu kamplarda işçileri kafa-kol emeği ile bir bütün sömürüp tutsak alırken, kampüste yer alan meslek liselerinde işçi çocuklarını kalifiye eleman olarak yetiştirip ucuz işgücüyle çalıştıracağı bir sistem kurmuş durumda"

Pandemi dünya genelinde etkisini gösterirken Türkiye’de çeşitli önlemler adı altında sokağa çıkma yasağı ve #EvdeKal çağrıları gibi uygulamalar yapıldı.

Bu kısıtlamalar sürerken sermayedarlar salgın riskine rağmen zorunlu ve acil ihtiyaçlar dışında da çarklarını döndürmek için işçi ve emekçileri canları pahasına öne sürdüler.

Pandemi döneminde de üretime aralıksız devam eden işçi ve emekçiler başta sağlık hakları olmak üzere çeşitli saldırı ve hak gaspları ile karşı karşıya kaldılar. Salgın döneminde işçi ve emekçilerin “ücretli izin”, zorunlu ve acil ihtiyaçlar dışında üretimin durdurulması gibi talepleri yok sayılırken, on binlerce işçi ve emekçi virüse yakalandı.

Mayıs ayında “normalleşme” adımları atılırken ve Haziran’la birlikte birçok kısıtlama kaldırılırken işçi ve emekçiler için değişen bir şey yok. Salgını fırsata dönüştüren sermaye ortakları, “normalleşme” sürecini de kendi krizini yönetmek için bir kalkan olarak kullanacağı aşikar. Sermayedarlar çarkları uğruna işçi ve emekçilere sömürü ve baskıyı daha da artırarak çeşitli uygulamaları yaşama geçirmeye hazırlanıyor.

“Çarklar Dönsün” ısrarı, işçileri daha fazla sömürü demek…

Salgın günlerinde egemenler ve sermaye işbirliği ile “çarklar dönsün” ısrarı sürerken; inşaatı tamamlanan “izole üretim üsleri” ve işçilere “elektronik kelepçe” gibi uygulamalar özel sömürü ve baskı biçimleri olarak sermaye ortaklarının yeni projesi olarak karşımıza çıkarılmakta.

Salgın riski üzerinden sömürü çarklarına adeta kılıf yaratan sermaye örgütü MÜSİAD, işçileri yaşamdan tecrit ederek sözde korunaklı izole alanlarda her koşulda aralıksız üretimi teşvik eden projeler peşinde.

Yine beraberinde salgın döneminde zorunlu ve acil ihtiyaçlar dışında da üretime devam eden işçiler, salgının bulaş riskine karşın sağlıksız koşullarda çalıştırılma devam ediyor. Bugüne değin işçilerin talep ve koşullarını görmezden gelen Türkiye’nin en büyük patron sendikası MESS işçiler arasında sözde fiziksel mesafeyi sağlamak üzerinden işçilere elektronik kelepçe uygulamasıyla kölelik koşulları dayatılmaktadır.

MESS (Metal Sanayicileri Sendikası), Boni Globel yazılım firması tarafından geliştiren MESS-SAFE isimli cihaz ve uygulaması işçileri, işyerinde sürekli takip altında tutacak. İşçilerin boynuna takılan elektronik cipli alarmlı sistemle işçiler arasında sözde fiziki mesafeyi denetleme adı altında yapılan insanlık dışı bir uygulama işçilere dayatılmakta. Sermaye ve patronlar elektronik kelepçe uygulamasıyla işçiler üzerinde yarattığı baskı ve denetimle, işçilerin hak arama mücadelesi yürütmesi ve örgütlenmesi doğrudan engellenecektir.

MÜSİAD: “Bu Kriz Bir Fırsat Olsun”

MÜSİAD ise “normalleşme için üretim hamlesi” olarak tanımladığı, “çalışma kampları” projesini duyurdu. 1000 ailenin ve yaklaşık 4 bin 500 kişinin yaşayabileceği şeklinde tasarlanan izole üretim üsleri, ihtiyaç duyulduğunda dış  dünyaya tamamen kapatılacak. İşçileri yaşamdan tecrit eden özel bir sömürü uygulaması olan bu projeyi “Bu kriz bir fırsat olsun” sloganlarıyla fırsatçılığını proje süslemeleriyle ilan etmekte. MÜSİAD’ın üretim için bir müjde olarak duyurduğu “izole üretim üsleri” yle, işçiler toplumdan izole edilerek çalışma alanlarıyla sınırlı kalan bir yaşamla özel bir tecrit uygulanmakta.

İnşaatı tamamlanan ilk üs Tekirdağ’da 15 Haziran’da açılıyor. Bakanlıklardan izini alınmış 3 bölgede daha “izole üretim üsleri” açılacağı belirtilmekte. İkincisi İstanbul Hadımköy’de, üçüncüsü Hatay Hassa’da, son olarak dördüncü bölge de Karadeniz’de yer alacak. İşçilerin aileleriyle barınabileceği ve sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi, üs’te bulunacak meslek liseleriyle kalifiye eleman ihtiyacını karşılanması, kreş ve anaokullarıyla kadınların işgücüne katılabileceği gibi olanaklarla sözde işçi ve ailesinin yaşam ve koşullarını iyileştiren bir sistemmiş gibi sunulmakta.

Oysa özünde sermayedar ve patronların sömürü çarkını işçiler izole çalışma koşulları altında döndüreceği ve aynı zamanda kendisiyle birlikte ailesinin geleceğinin de ipotek altına alındığı işçinin emeğine ve dış dünyaya daha fazla yabancılaşacağı özel sömürü sistemi bir proje olarak sunulmakta.

Çin’in tekelleşen sermaye üretim biçimi rol model alınarak, ucuz işgücüne dayalı işçilerin yoğun emek sömürüsüyle karşı karşıya kaldıkları bir çalışma döngüsünden bahsediyoruz. Sermayedarların talepleri doğrultusunda üretim açığını dengeleyecek esnek çalışma döngüsünde kamplara toplanan binlerce işçi yeme, uyuma gibi acil ihtiyaçları dâhil belirli sürelerle denetlenerek gün boyu üretime hazır olmak zorunda. Çin’den model alınan çalışma kamplarında çalışma koşullarının ağırlığı karşısında yüzlerce işçi intiharı yaşanmıştı.

Bu sömürü çarkında sermayedarların kendi sömürü düzenini ayakta tutabilmenin hesapları yapılarak işçilere insanlık dışı koşullar dayatılmaktadır. Bu kamplarda işçilerin ne mesaisi saatleri ne de sosyal-özel yaşamları için belirli zamanları mevcuttur. Dünyevi yaşamdan izole edilen işçiler günün 24 saati boyunca üretime hazır ve nazır tutulurken; sendikal ve siyasal örgütlenme olanaksız kılınmakta.

İşçilerin karşı karşıya kaldıkları hak gaspları ve saldırılar karşısında, hak arama mücadelesini sürdürecekleri bir örgütlenme alanları neredeyse imkânsızken; izole edilen yaşamları içerisinde seslerini duyuramadıkları koşulda daha fazla sömürüye maruz kalacakları bir döngüden bahsedebiliriz.

Korona salgının devam ettiği günlerde fabrikalarında salgına karşı önlem almayan MESS, bugün sözde işçiler arasında fiziksel mesafeyi koruma amaçlı işçilerin sürekli takip altında olduğu elektronik cip uygulamasıyla işçilere kölelik koşullarında çalışmayı dayatmaktadır.

İzole üretim üs’lerini işçilerin yaşam alanı olarak tanımlayan MÜSİD bu kamplarda işçileri kafa-kol emeği ile bir bütün sömürüp tutsak alırken, kampüste yer alan meslek liselerinde işçi çocuklarını kalifiye eleman olarak yetiştirip ucuz işgücüyle çalıştıracağı bir sistem kurmuş durumda.

MÜSİAD ve MESS tarafından salgın ve kriz dönemlerinde de üretimin korunaklı sürdürülebilirliğini teşvik etmek amacıyla “izole üretim üsleri” ve “elektronik kelepçe” uygulamaları birer proje olarak sunuldu.

Bu uygulamalarla asıl hedeflenen; iş gücünün giderek ucuzladığı böylelikle daha fazla işçinin emeğinin sömürüldüğü ve aynı zamanda işçinin bir bütün yaşamı üzerinden insanlık dışı yol ve yöntemlerle baskı ve denetim kurulmak istenmektedir. Elbetteki patronların üretimden daha fazla kar elde edecekleri, daha fazla sermaye kazanacakları çarkların döngüsünde işçi ve emekçilere yönelen her uygulama mübah sayılmakta

“Patronlar, bu akıllı çip uygulamasıyla aynı zamanda baskı ve denetim ile işçilerin birliğinin ve örgütlülüğünün önüne geçmek istemektedir. Milyonlarca işçi ve emekçi, salgın günlerinde sağlığını kaybetme riskiyle çalıştırılırken bir diğer sermaye örgütü MÜSİAD ise sömürüyü ve denetimi yoğunlaştırmak üzere ‘çalışma kampları’ projesini duyurdu.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu