Güncel

Ödenmeye gelmiş bir boyun borcu…

Ülkeye, dünyaya, evrene,

Umut barındıran aydınlık bir

Mermi olarak geldim.

Ermeni değildim Paramaz’dım,

Alevi değildim

Ama kızılbaştım.

Yarım kalan ne varsa

Ödenmeye hazır bizde

Şimdi Miştenur’da…

Toz, barut, kan ve sloganlar arasında

Yiğit yoldaşlara halkımıza

Ödenmeye gelmiş bir boyun borcu…

Emre Aslan (Alişer Dersim) bu dizeleri yazan yiğit dostumuz, arkadaşımız, yoldaşımız. Şiiri çok severmiş, her ana dair bir şiir kondururmuş. Suphi Nejat Ağırnaslı’nın ardından yazdığı şiir gibi… #şiirsavaşta

Kobanê’de savaşın en yoğun olduğu süreçlerdi. Bir şeyler Emre’yi çağırıyordu. İlk cevap verenlerden olmak istiyordu. Kendisini Pirsus’a zor atmıştı. Aklında hep yoldaşları, boşaltılan köyler vardı. Çeteler Kobanê’ye gireceği günleri söylüyorlardı ve Emre bu haberleri okurken içinde fırtınalar kopuyordu. Kendisini gecenin sessizliğine bıraktı, Suruç’ta ileriki bomba seslerini dinleyerek yavaş yavaş ilerledi ve sınırı aştı. Bir hevalle birlikte geçti; hevalle sürekli sohbet halindeydi, yüreği bedenine sığmıyordu.

Heval sordu “Napacaksın yoldaşlarını bulamazsan?”

Cevap verdi tereddüt etmeden Emre: “YPG saflarında savaşacağım. Sonuçta ben Kobanê’nin özgürleşmesi için gidiyorum. Bütün bedenimi, bütün benliğimi devrim için harcayacağım” dedi. İsyancıydı; Emre geçtikten hemen sonra yoldaşlarını buldu, bulmasaydı da fark etmezdi onun için tek dileği Kobanê’nin özgürleşmesiydi. Bir tek kod adı kalmıştı. Onu da bedeninde var etmekti.

Alişer, Koçgiri’den Kobanê’ye uzandı tüm yüreğindeki yaralara rağmen… Dersimli bir ailenin çocuğu olarak 1 Şubat 1992 tarihinde Adana’da doğdu Alişer.  Soyisim ararken benliğini buldu.  Genç ömrünü arzuladığı biçimde halkların kurtuluşuna armağan etti. Lise yıllarından başlayarak özgürlük ve sosyalizm savaşımının içinde yer aldı. Adana ve Antakya’da, lisede, üniversitede, semtlerde, meydanlarda ve nihayet yaralandığı Gezi İsyanı’nda kararlılığı ve atılganlığıyla öne çıktı. Bir ses çağırıyordu Alişer’i soyismini yani kendisini tamamlaması için bir kurtuluş arıyordu. İnşaatlardan Kobanê’ye uzanan bir yol seçti… En önlerde her mevzide konumlandırdı kendini, bir isyancı bir eşkıya. Kobanê’de soyismini de buldu, Koçgiri’den Dersim’e uzandırdı.  Dersim’in hırçınlığını, isyanını kuşandı DAİŞ çetelerinin yüzüne patlattı.  Alişer Dersim oldu. Ne de yakıştı ismi, ne de güzel vücut buldu. Ödemesi gereken boyun borcunu kuşanarak tıpkı daha fazla saldırdı barbar çetecilere.

Bizden selam söyle…

Kobanê’nin özgürlük zılgıtlarını daha yakından dinledi. Zılgıtlar ona sesleniyordu bir yandan da daha uzak mevzilere daha fazla köye… 23 Şubat günü belki de gülümseyerek uyandı, şehit yoldaşlarını rüyasında gördü. O an en önde olması gerektiğini düşündü ve 24 Şubat günü sabaha karşı bir yıldız daha kaydı. Çok tuhaftı, güneş neredeyse doğacaktı ve nereden çıkmıştı bu yıldızın kayması. Cedê köyündeydi; acaba başkaları da görmüş müydü yıldızın kaymasını, hemen slogan atmalıydı; aklına bir filmde izlediği bir söz gelmişti “Eğer bir yıldız kaydıysa kesin bir eşkıya şehit düşmüştür”. Kafasındaki kanın farkına vararak devrimci dayanışmayı yükseltti; “İbo, Haydar, Zülfikar! Namludadır iktidar” sloganıyla toprağın kokusuna bıraktı kendisini. Paramaz’la, Sarya ile ve daha niceleriyle buluşmak için. Şimdi onlara yazıyordur en güzel şiirleri. Unutmadan Alişer, bizden de selam söyle toprakla buluşanlara… (Bir Partizan)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu