Makaleler

Tarım alanları tahrip ediliyor

Tarım ülkeden ülkeye ve bölgeden bölgeye değişen, kırsal nüfusun başlıca gelir ve geçim kaynağıdır. Dünya genelinde yürütülen neo-liberal ekonomi politikaları tarımı da etkilemiş durumda. Büyük ölçekli firmalar, köylüleri kendilerine bağımlı kılarken aynı zamanda tarım alanlarının büyük bir kısmını tahrip etmeye başladı. Uygulanan tarım politikaları yüzünden köylü tarımdan kopmakta, tarlalar boş bırakılmaktadır. 2002 sonrası dönemde işlenen tarım alanları 23.9 milyon hektardan 20.7 milyon hektara gerilemiştir yani 3.2 milyon hektar tarım arazisi boş bırakılmıştır. Dünya genelinde durum böyleyken Türkiye özgülünde de tablo çok farklı değil.

Türkiye’de bir toprak reformu yapılmadı. Bir yanda hala miras hukukunun parçaladığı verimsiz aile işletmeleri ve feodalizmin  izlerinin hüküm sürdüğü topraklar diğer yanda da yanlış sulama politikaları ya da barajlar nedeniyle köylüler topraklarını kaybediyor-kaybetmiş durumda. Tarımsal araziler aynı zamanda son yıllarda artan madencilik faaliyetlerinin de tehdidi altında. Örneğin Ege Bölgesi’nde binlerce yıllık zeytin alanları madencilik faaliyetlerine açıldı. Öte yandan da tarım alanlarına organize sanayi bölgeleri yapılmaya başlandı. Tarım arazilerinin bu denli saldırıya uğramasının bir sonucu daha var, O da yoksulluk. Tarım arazisini kaybeden köylü çoğunlukla göç etmek zorunda kalıyor. Başka bir meslekte yaşamını idame ettirmeye çalışan göç etmiş köylü fabrikaların kapısını çalıyor. Aslında tarım alanların maden ocaklarına açılması bir nevi devletin istediği birşey. Kendi topraklarından göç eden köylü şehirlere geldiğinde ucuz iş gücü oluşturuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2017 verilerine göre Türkiye’nin 769 milyon 632 bin dekarlık karasal büyüklüğünün yaklaşık yüzde 30.8’ini tarım alanları oluşturuyor. Ancak bu oran 1988’de yüzde 36.1 iken 2000’lere gelindiğinde yüzde 34’lere kadar indi. Her geçen yıl Türkiye’nin tarım topakları yapılaşma sonucu yok ediliyor. 

HES yapımı hem tarım alanlarını hem doğayı katlediyor

Tarım alanlarının tahribatı sadece maden ocaklarının yapımıyla ilişkili değil. Aynı zamana tarım alanlarının üzerine kurulmuş olan HES’ler de tarım alanlarını ortadan kaldırıyor. Örneğin Ordu’da  tam 11 bin 491,80 dönüm yani yaklaşık 1641 futbol sahası büyüklüğündeki tarım arazisinin HES’ler  tarafından yok edildiği bilinen bir gerçek. Ülkenin genelinde de durum aynı. Dünyada en önemli bitki alanlarından biri olan Munzur Vadisi 1971 yılında Milli Park olarak ilan edilmiştir. 42 bin hektarlık alanı kapsayan Munzur Milli Park sahasında, bin 518 bitki çeşidi yer almakta olup bunların 43’ü ise dünyada sadece Dersim coğrafyasında bulunuyor. Günümüzde yapılan ve hala devam eden biyolojik çeşitlilik araştırmasında Dersim coğrafyasında bulunan bitki türlerinin türlerinin sayısının çok daha fazla olduğu biliniyor. HES projeleri ile Dersim coğrafyasında doğal ortamda yetişen bu zengin flora yok olmaya yüz tutacaktır.

Küreselleşme, serbest piyasa koşulları yani neoliberal ekonomik uygulamalar nedeniyle tarım yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Buğday, çeltik, fasulye gibi hemen her koşula uyan tohumları ya izin verildiği ölçüde giderek küçülen arazilere bazı sivil inisiyatifler tarafından keşfedilip takas edilerek unutulup yok olmayı bekliyor. HES yapımı, maden ocaklarının kontrolsüz izinleri Türkiye’nin tarımsal alan genişliğini tehdit ediyor. Tarım alanları bu coğrafyada yaşan herkesin geleceğidir. Ülkemizde var olan insanların geleceğini savunmak bunun için mücadele etmek herkesin görevidir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu