Manşet

(İzlenim) Sesimizi birleştirdik, çığlık olduk birbirimize

Yeni Demokrat Kadın olarak ilk kurultayımızı geride bırakırken alanlara biriktirdiklerimizle döndük.

 

 

Kadındık hepimiz…

Binlerce yılın yükü vardı omuzlarımızda. İndirebilmek bir kenara, durup dinlenmek dahi yasaktı bize. Omuzlarımızdaki yük katlanıyordu zira. “Kadın olma bilinci” bu mücadeleyi omuzlamayı gerektiriyordu. Ve bunca suskunluğun şafağında, bekletilemezdi artık tarih.

İçimizdeki “ataerki”yle hesaplaştık önce. Yıllar yılı hücrelerimize işlemiş, söküp atılması ise bir o kadar sancılı… İğnenin bir ucunu kendimize batırırken, diğer ucunu aynı saflarda direndiğimiz erkek yoldaşlara sapladık.

Sonraki hedef “öğretilmiş kadınlığımız”dı. Doğduğumuz gün salt bir “kız çocuğu”yken “kadınlığı” öğreniyorduk işte. “Sadık bir eş”, “cefakar bir anne”, “namuslu bir kız” olmayı öğretiyorlardı. Rollerimizle öyle bütünleşmiştik ki, sorguladıkça derinlerde buluyorduk kendimizi.

 

“Yok sayıla sayıla var olabilmek…”

Sonra hazır “kadınlığı” bir kenara bırakmışken, eşcinsel olmayı denedik. Bir hayli zordu doğrusu bunca baskılara göğüs germek. Kimliğini sahiplenerek yaşayabilmek, yok sayıla sayıla var olabilmek, kendini görünür kılabilmek…

Gün güne devrederken kendini, ve işte! Bir Kürt kadınıydık şimdi. Ezilmişliği, ulusal baskılarla taçlandırılan… Bir anaydık Cumartesilerden birinde, Koşuyolu’nda yavrusunu arayan. Bir “bilinç”tik işkencehanelerde tecavüzcülere başkaldıran.

Ev emekçisiydik sonra, emeği görünmez kılınan. Ucuz ve esnek iş gücüydük. Üretimin dışına itilmeye çalışılanlardık, bir o kadar da üreten… Emeğimizin bilincine vardık.

Birden Güldünya oluverdik sonra. Törenin kurşunlarına hedef olup birilerinin “namusunu temizlettirdik”. Sonra Pippa olduk. Barış için gelmiştik onca yolu, ilerleyemedik. Bir kız çocuğuyduk kocaman elleri üzerinde hisseden. Tanıdığımız ilk erkek için çok küçük değil miydik?

Çiğdem olduk sonra kavgayla yanıp tutuşan. Şubat’ın 2’sinde beş kızıl karanfil’dik. Meral’dik, Barbara’dık, Sakine’ydik. Yitirilen onlarca devrimci kadın yüreğiydik… Duvarların ardında tutsak edilmeye çalışılan düşüncelerdik. Yıktık faşizmin kalelerini. Sesimizi birleştirdik, çığlık olduk birbirimize. Sınırları aştık geldik.

 

Ne de olsa… Yaşamak değil miydi direnmenin öbür adı?

Göğün yarısı biz değil miydik?

 

Amed’ten bir YDK’lı

 

Kaynak:

Yenidemokratkadin.net

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu